izmir escort
taraftarium24
1xbet giriş
Bugun...



Güneş Toplayan Kadınlar, Dikili Nin Kadın Yüzleri ‘’Başak İkizoğlu’’

(25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü Özel Röportajıdır)

facebook-paylas
Güncelleme: 25-11-2020 15:49:08 Tarih: 25-11-2020 14:44

Güneş Toplayan Kadınlar,  Dikili Nin Kadın Yüzleri ‘’Başak İkizoğlu’’

                                 

               Dominik Cumhuriyeti’n de Diktatör Trujillo ya karşı direnen üç kız kardeşti onlar. Patria, Minerva ve Maria Mirabel Kız kardeşler. Birinin kod adı Kelebekti.25 Kasım 1960 da arabalarından indirilip tecavüz edilerek uçurumdan atıldıktan sonra Kelebek Kardeşler olarak anılacaklardı. Olayı kapatmak ve insanları susturmak isteyenler trafik kazası diyeceklerdi. Lakin Dünya susmayacak; Birleşmiş Milletlerin çağrısı ile (1999) 25 Kasım ‘’Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’’ olarak ilan edilecekti.

                 İki kız kardeşti onlar. Başak ve Işık İkizoğlu kız kardeşler. Bu 25 Kasım’da Dikili de güneşi onlar toplasın istedik. Yüreği darmadağın, elleri paramparça olsa da kırmadı Abla Başak İkizoğlu kabul etti. Işık yoktu; gelemezdi.2017 yılında 32 yaşındayken eski eşi tarafından çekiçle katledilmişti. O günden sonra iki kişilik yaşadı Başak. Yükü ağırdı; iki kişilik güneş toplayacaktı.

                --Merhaba Başak! Hoş geldiniz. Işığın ablası olarak tanımıştık sizi. Olayın öncesine dönersek, Kimsiniz?

                 --Merhaba! Ankara doğumluyum. İzmir merkez de oturuyordum. Dikiliye yerleştim.16 yıldır buradayım. Bir oğlum var üniversiteye gidiyor. Postane de güvenlik olarak çalışıyorum. Işık aramızdan ayrılmadan önce hep beraber yaşıyorduk; Annem, Işık, Kızı(yeğenim), oğlum ve ben.

                 -- ‘’ Neden Dikili?’’ diye sormak adetten oldu.

                 --2005 yılında oğlumla beraber geldik. Ailem burada yaşıyordu. Arkamdan Işık da yeğenimle geldi. Çocuklarımız, havası suyu güzel, doğal bir ortamda büyüsünler istedik. Bu küçük kasaba a barışçıl, zeytin dallarının altında güzel bir hayatımız olur zannetmiştik. Bir süre öyle de oldu. Sonra her şey değişti.

                 -- Anladığım kadarı ile siz de Dikili de yaşayan birçok kadın gibi çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kalan kadınlar kervanına katılmışsınız. Bu açıdan bakınca Dikili nasıl? Zor muydu?

                  --İlk zamanlar her şey çok kolaydı. Dikili bu kadar kalabalık değildi. Herkes, herkesi tanırdı. Kalabalık arttıkça arka sokaklardaki sıkıntılarda çoğaldı. İş bulmak güçleşti. Sosyal-kültürel etkinliklerin olmaması gençlerin boşluğa düşmesine neden oldu. Bilinçsiz aile çocukları zararlı alışkanlıklar edinebiliyorlar. Erken yaşta evleniyorlar. Böyle küçük kasabalarda kültürel faaliyetler, mesleki kurslar olmalı. Kurumlar gençlerin boş zamanlarını doldurmakta ailelere yardımcı olmak zorundalar. Küçük kasabalar da kaliteli eğitim kurumlarını hakkediyor.

                   --Işık’ın ağzından O nu tanıma fırsatımız yok. Bize biraz bahseder misin? Işık’ın hayalleri var mıydı?

                   --Işık çok renkli, enerjik, güçlü bir kadındı. Çocukları, hayvanları çok severdi. Merhametliydi. Ezilen kadınları korur, çocukları kollardı. Çocuklara bağıranlara derhal müdahale ederdi. Baskın bir karakterdi. Yeni ehliyet almıştı. Fuarcılıkla ilgileniyordu. İzmir’de bir iş bağlantısı kurmuştu. Araç edinip İzmir e gidip gelmeyi planlıyordu. Kızı büyüdükten sonra Dikili’nin imkansızlıklarından İzmir merkeze yerleşmeyi planlıyordu. Kızını Orada okutmak istiyordu. Bende öyle yapacağım. Yeğenimi İzmir de okutacağım.

                   --Hiç dilim varmıyor ama O kara günü paylaşır mısın bizimle?

                --O gün, aslında, O gün olarak başlamadı. Bu bir süreç. Işık’ın önce gözlerindeki ışık söndü. Sonra insanlardan uzaklaştı. İçine kapandı. Ani tepkiler göstermeye başlamıştı. Hani öleceği içine doğdu derler ya. Meğer bunlar bizden sakladığı işkence ve baskıların işaretleriymiş. Sanırım amacı bizi uzak tutup korumaktı. Erkekler boşandıktan sonra kadınları rahat bırakmıyorlar. İşaretler Anneler Gününde ortaya çıktı. Dikkat edin!  Mayıs’ın ikinci haftasından sonuna kadar olan bu süreçte, kadın cinayetlerinin daha fazla gerçekleştiğini gözlemleyebilirsiniz. Katil eski kocaların şov günleri gibi. Bunun araştırılmasını isterim. Hazırlıklı ve organize olmak lazım. Antalya’dan Dikili ye gelene kadar yol boyunca Işık ı tehdit ediyor. Işık İzmir merkezde çalıştığı halde O dikili ye geliyor. Amaç: Anneler gününde bizleri katledip çocuğunu kaçırmak. Çünkü, Işık Onun gözünde kötü. Uzaklaştırması olduğu halde biz tüm geceyi Bir başka evde ve karanlıkta geçirdik. Ertesi sabah alkollü bir şekilde çocuğun okulunu basınca Polisler olaya müdahale ediyorlar. Bu sırada Işık saat 8.15 de Dikili minibüsünde yol boyunca tehdit ve küfüre maruz kalmış, ağlamakta. Minibüs dolu. Yolculardan bir tanesi bile mahkemede şahitlik etmedi. Oysa alacağı ceza açısından tehdit edildiğini ve planlayarak geldiğini ispatlamak çok önemliydi.

                --Kadınlar başkaları ile evlenmedikleri sürece eski eşlerinden arınmış kabul edilmiyorlar. ’’Kutsal’’ evlilikler, boşandığınızda ‘’Kutsal’’ boşanılmış evliliklere dönüşüyor. İnsanlar karışmaya çekiniyorlar.

               --Işık O gün bir erkekle el ele dönüyor olsaydı mahkemeye ifade vermek için yarışırlardı. Işığın yürüdüğü ve katilin takip ettiği kamera kayıtlarına da ulaşamadık. Ya bozuktular ya da çalışmıyorlardı. Tüm bunlar düşündürüyor tabi insanı.90 günlük uzaklaştırmasının ilk günleri.  Koruma talep ediyoruz verilmiyor. Karakolluk oluyorlar. Işık’tan darp raporu isteniyor.90 günlük uzaklaştırma çiğnenmiş neden tekrardan darp raporu isteniyor? Anlamak zor. Işık bize haber vermeden her şey yoluna girmiş gibi aksettirerek hastaneye tek başına gidiyor. Dönüyor tek başına…Bunları sonradan araştırmak istedik. Konunun muhatapları ya atanmış gitmişlerdi ya da tayin olmuşlardı. Tam Aziz Nesinlik bir durum. Ne yazık ki biz O gün ne halk ile ne kamu kurumları ile ne de kendi aramızda koordine olamadık. Işık elimizden kaydı gitti. Katil bir şekilde polislerin elinden kurtuluyor. Yalnız olan ışığı sahilde yakalıyor. O önde katil arkada takipte. Birçok şahit var ama biz kardeşimin takip edildiğini 6 ay boyunca ispat edemedik. Evine geliyor Işık. Bahçeden içeri girip orada da tartışıyorlar.  Işık eve giriyor. O da arkasından. Işık kapıda anahtarı bıraktı deseler de Katilin cebinden de anahtar çıkınca anladık. Çocuğunu görmek için geldiği günlerde gizlice yaptırmış. Önce Işık’ın bacaklarını bıçaklayıp sahip olmaya çalışıyor. Işık güçlü üzerindeki giysiyi parçalayarak engel oluyor. Arkasını döndüğü sırada katil vazo kırıyor başında, çekiçle de devam ediyor. Ancak o şekilde öldürebiliyor. Kardeşim çok mücadele ediyor. Öldüğünden emin olunca katil kendini ihbar ediyor. Haber verdiler. Oğlumla beraber gittik.18 yaşındaydı, sırf erkek olduğu için teyzesini O teşhis etti. Çok ama çok zordu.

                 --Hukuki bir süreç de var. Ona geçmeden önce, olayın ağırlığını nasıl atlattınız? nasıl başa çıkabildiniz?

                 --Atlatmak imkânsız. Ancak bununla başa çıkabilmeyi öğreniyorsunuz. Bunun için tedavi olduk. Eğitimler aldık. Bunlar aynı zamanda insanlığımızı da kaybetmemek içindi. İlk yıllar hayata karşı şevkimizi isteğimizi kaybetmiştik. Kişisel bakımlarımızı bile güçlükle yapıyorduk. Halen profesyonel yardım almaktayız. Çok önemli destekler gördük. Soma faciasındaki pedagog. Devletin bize atadığı Alsancak’ta bir psikolog. Bergama REM in yetkilisi (Rehberlik ve Araştırma merkezi) Dikili temsilcisi Danışman evimize kadar geldi. Halen sıkıştığımızda Onunla görüşürüz. Bir de oğlumla ayrıca görüşen bir psikolog oldu. Yeğenime tedbir kararı ile 18 yaşına kadar psikolojik destek görmesi yönünde bir karar çıktı. Biz bunu 6 seansta sağlıklı bir şekilde bitirdik. Halen kontrol altındayız. Herhangi bir ilaç almadan buraya kadar geldik. Acı küçülmüyor. Özlem arttıkça büyüyor. Kötü günleri hep beraber atlatabiliyorsunuz. İyi günleri atlatmak çok zor. Keşke Işık da olsaydı dediğimiz o güzel anlar çok ağır geçiyor.

                      --Hele o hukuki süreç. Biraz da mahkeme günlerinden de bahsedelim mi?

                     --Avukatlarımız çok iyiydi. Toplumsal mücadele alanında ismi olan ve gönüllü çalışan Avukatlardı. İyilik kötülüğü yensin diye bir avukata karşı 7 Avukatım oldu. Sivil Toplum Kuruluşları ve Ceza Mahkemesi Avukatlarından da çok destek gördük. Yolunuzu ve haklarınızı çok iyi bilmeniz lazım. Kimse gelip avucunuza bırakmıyor. Çok yorulduk. Çok yıprandık ama her hakkımızın sonuna kadar arkasındaydık. Şahıs şu an kasten adam öldürmek suçundan tasarlayarak yapılan cinayetten gerekçeli olarak yargılanmakta.

                     --Aile profiliniz bilinçli ve farkındalıklı olunca önünüz açılmış. Herkesin Aile yapısı bu şekilde değil.

                      --Ailemizin amacı önce Işık’ın haklarını savunmaktı. Sonrasında çocuklarımız için verdik bu mücadeleyi. Hiçbir şeyden korkmadan utanmadan başları dimdik yürüsünler istedik. Kötülüklerle nasıl başa çıkılacağını görsünler. Hayata ve adalete güvensinler istedik. Sembolik bir anlamı oldu bu sürecin. Kimse Işı’ ı geri getiremezdi. Suçlu, hak ettiği cezayı aldığında hepimizin hayata karşı inancı ve güveni tazelenecekti hepsi bu. Dava gerekçeli karar çıkana kadar1.5 yıl sürdü. Biz şanslıydık.

                     --Bu nasıl bir şans? Tasarlayarak eski eşine tecavüz etmeye kalkan ve çekince öldürerek kendini ihbar eden bir katilin davasının1.5 yıl sürmesine seviniyoruz öyle mi?

                     --Bu katillerin akıl hocaları oluyor. Ne yapmaları ve ne söylemeleri gerektiğini öğretiyorlar. Birdenbire öldürdükleri insanlardan daha çok hakları doğuyor. Tahrik olma ve incinme erkeğe özel bir durum gibi. Kadın senelerce hakarete maruz kalıyor dövülüyor incitiliyor ama genellikle erkekler öldürüyor. İyi hal, pişmanlık, kadını karalayan nedenler, davaları uzatan unsurlar.

                      --Destek olanları andık. Köstek olanlardan da söz edelim mi?

                      --Onlar da var tabi. Işık’ın hak ettiğini, ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını söyleyenler. İşkenceleri bildiğimiz halde ses çıkartmadığımızı dile getirenler dahi oldu.

                      --Kadınlar adına verdiğin mücadele Işık ile bitti mi?

                      --Elimden geldiğince bizim durumumuzu yaşayan ailelerle diyalog içindeyim. Çok da iyi niyetli karşılanmayıp ket vurulsa da elimden gelen bilgilendirme desteğinde bulunuyorum. Siz karışmayın, Onların durumu ile sizinki aynı değil diyenler çıkıyor. O kişi bunu hak etti diyenler oluyor. Hatta, yüzüme karşı ‘’Hepiniz bunu hak ediyorsunuz’’ diye bağıranlar dahi oldu.

                      --Ve bir yandan da hayat acımasız bir şekilde normal akışında devam ediyor. Değil mi?

                     -- Maalesef! Biran pes edecek gibi olsam da çabucak toparlayıp hem Işık hem Başak olmayı başarıyorum. Ben artık iki kişiyim. Onun yarım bıraktığı hayat bana kaldı.

                      --Kadın mücadelesi için ne düşünüyorsun? Bu tür olaylar yaşayan kadınlar ne yapmalılar? İstanbul Sözleşmesini feshetmek isteyenlere bir sözün var mı?

                      --Şu güvensiz dünyada kadınları koruyan son güvencelerden biridir İstanbul Sözleşmesi. Tek başına bile yeterli değilken kaldırılmasını konuşmayı anlamsız buluyorum. Mahkeme de sorulan sorular değişsin istiyorum. ‘’Bu kadını neden öldürdün?’’ Bir kadın neden öldürülür? Öldürmenin nedeni olamaz. Kadınların mutlaka ses çıkarmaları lazım. Ailelerinden asla bir şeyleri saklamasınlar. Onlardan destek görmüyorlarsa Sivil Toplum Kuruluşlarına Kadın Örgütlerine gitsinler. Kol kırılıp yen içinde kalmasın. Kadın mücadelesine gelince özellikle, Dikili Kadın Platformu hep yanımdaydı. Kendilerine minnettarım. Lakin biz kadınlar mücadele içinde biraz daha aktif ve koordine olmalıyız. Paylaşımlar konusunda biraz zayıfız. Kadın mücadelesinin alanı cinayet işlendikten sonrasına değil öncesine yoğunlaşmalı. Caydırıcı ve önleyici çalışmalar yapmalıyız. Kulaklarımız biraz daha dışa dönük ve açık olmalı.

                        --O gün O saatte ne olsaydı; Işık bugün aramızda olurdu?

                        --O gün Karakolda ifade verdikten sonra iki tane polis kendisine eşlik etseydi ya da ekip arabasına bindirip bizlere teslim etselerdi. Işık bugün bizimleydi.

                        --Bu kötü olaydan sadece acılar çıkmamış. Birbirine kenetli güçlü bir aile çıkmış. Işık gitti ama siz buradasınız Başak. Sizin geleceğe dönük hayallerinizden bahsedelim mi?

                       --Kereviz gibi kışı gördükçe güçlendim. Oysa her kadın nazlanmak ister. Bu güçlü olma kalkanı kadınları yoran bir şey. İçimizdeki kız çocuklarını yok eden bir şey. Işık’ın ölmeden önce açtığı bir dava vardı. Tehdit ve şiddetle ilgiliydi. Bu yıl kazandı. Şahıs bu davadan da 1 sene 6 ay aldı. Ağır cezadaki mahkememiz yüksek mahkemeye sevk edildi. Henüz tam sonuçlanmasa da gerekçeli olarak tasarlayarak adam öldürme kararı verildi. Müebbet bekliyoruz. Hayallerimde hayatımla beraber değişti. Yeğenimi ve oğlumu mutlu, güçlü ayaklarının üzerinde görmek istiyorum. Hayallerimin çoğu Işık’ın gittikten sonra bana bıraktığı sorumluluk ve görevler. Işığın cenazesi benim cenazem gibiydi. Adeta kendi cenazemi seyrediyor gibiydim. Sonrasında kendi kıyafet ve ayakkabılarımı dağıtmışım. Işık benim bir organım gibiydi. Bir yanım eksik elimden geleni iki kişilik yapmaya devam edeceğim. Yeğenimi de okutup büyüttükten sonra belki sadece kendimi yaşamaya fırsat bulabilirim.

                    Son sözler bana da ağır geldi. İki kız kardeş. Bir,i cinayet kurbanı. Kalan, diğerinin yerine de yaşamaya çalışıyor. Katiller sadece öldürdükleri kadınları değil, Onların annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, yeğenlerinin hatta kendi çocuklarının hayatlarını da çalıyorlar. Sonra Başak’la fotoğrafları karıştırdık. Hepsinde, abla kardeş bol neşe, sevgi dolu bakışlar, ışıldayan gözler. Zaman biraz dursa, dünya biraz sussa, kahkahalarını dahi duyabilirdik

                   Mirabel kardeşlerden ikizoğlu kardeşlere doğru yaptığımız yolculuğun sonunda güneşe doğru birkaç dilek diledim. İstanbul sözleşmesi uygulansın. Işıklar ölmesin. Kelebekler biraz daha uzun yaşasın. Başaklar iki kişilik nefes almak dan yorgun düşmesin. ’’Kadınların kahkahalarını çalmayın Efendiler! ’’diye bağırmak istedim. Sustum. Ama içim rahat. Ben sustukça kalemim konuşur biliyorum.

                                                                                                        

             

                       







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
YAZARLAR
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI