izmir escort
taraftarium24
1xbet giriş
Bugun...



Güneş Toplayan Kadınlar Dikili’nin Kadın Yüzleri ‘’Damla Ekeke İkiz’’

Güneş Toplayan Kadınlar Dikili’nin Kadın Yüzleri ‘’Damla Ekeke İkiz’’

facebook-paylas
Güncelleme: 18-12-2020 10:53:36 Tarih: 17-12-2020 11:13

Güneş Toplayan Kadınlar   Dikili’nin Kadın Yüzleri  ‘’Damla Ekeke İkiz’’

                                   

         Güneşi az görebildiğimiz günlerden geçiyoruz. Yağmur bulutları ile haşır neşiriz. Pandemi nedeni ile yeniden evlerimize kapandık. Böyle günlerde bahardan bahsetmek lazım. Kuşların cıvıldadığı, kelebeklerin uçuştuğu, ağaçların çiçeklendiği, umutların yeşerdiği bahardan. Dionysos kadınından daha iyi hiç kimse bunu yapamaz. Dikili de tiyatro dediğinizde ilk akla gelen isimlerden birine gittik. ‘’Şu kış günlerinde bizim için güneş toplar mısınız?’’ dedik. Kırmadı bizi. Kabul etti.

        --Merhaba! Sizi biraz tanıyalım mı?

        --Merhaba!1989 Antalya doğumluyum 16 yaşına kadar orada yaşadım. Babam emekli olunca İzmir’e yerleştik. Hiç mutlu olamadım. Her şey alıştığımdan çok farklı geldi. Bu arada Dikili’nin de yabancısı sayılmam. Beş yaşından itibaren bütün yaz tatillerim   Anneannem ve Dedemin yanında Dikili de geçti.

         --Tiyatro mezunusunuz. Aileler genelde para kazanabileceğimiz daha garanti işleri tercih etmemizi isterler. Sanat onlara göre hobi olarak kalmalıdır. Sizde nasıl oldu? Nasıl karşılandınız?

         --Bu konu hep beni gururlandırmıştır. Daima destek gördüm. İzmir’e taşındığımızda çok üzgündüm. Çevrem yok. Yalnızlık çekiyorum. Ailem, tesadüfen tanıştıkları Devlet Tiyatroları sanatçısına danışıyor. Güzel Sanatların Tiyatro kurslarını tavsiye ediyor sanatçımız. O güne kadar kitap okumaktan haz almayan ben, Shakespeare’inin Othello’ su ile tanışıyorum. Okudukça okuyasım geliyor. Elimden bırakamıyorum. Tiyatro kitaplarını okumak diğer kitapları okumaya hiç benzemiyor. Okudukça sizi içine çekiyor. Oyunlarda  rol almaya başlayınca da sahne tozunu kapmış oluyorum. Vazgeçmek imkânsız. Mesleğimin tiyatro olmasına karar veriyorum. Ailem sadece destek olmadı. Tiyatro ‘nun hakkını verebilmem için daha çok çalışmam ve okumam gerektiği konusunda defalarca uyardılar. Galiba birazda ikinci çocuk olduğum için şanslıydım. Annem ve babam tiyatrodaki en büyük destekçim ve en iyi arkadaşlarım oldular. Babam Uludağ Üniversitesi’nin sınavlarına girdiğimde yanımdaydı.’’Benim kızım yapar’’ dedi. Yaptım. Oyun için leğenmi, süpürgemi lazım? Hemen alırlardı. Anlayacağınız prodüksiyonum çok sağlamdı. Dağ gibi arkamda oldular.

            --Okuduğunuz bölümü bitirenler İstanbul da büyük bir yarışın içindeler. Siz Dikili’desiniz. Yarıştan mı kaçtınız? Yarış dışı mı kaldınız?

            --Mezun olduktan sonra İstanbul a gittim. Ailem O sıra Dikili ye yerleşti. Ben de İstanbul da olan tanıdıklarımın yanında kalarak o mücadeleyi vermeye çalıştım. Gelin görün ki her şeyin sonu maddiyata dayanıyor. Ben değil ama param bitti. Çok sevdiğim Hocam Sayın Profesör Doktor Nurhan Tekerek hep şöyle demiştir. ’’Çok iyi bir oyuncu olmak zorunda değilsiniz. Çok ünlü bir oyuncu da olmak zorunda değilsiniz. İyi birer seyirci olarak dahi bu okulu bitirmeniz bize gurur verir. Sanat oyunculuktan seyirci olmaya kadar bir bütün. ’’Bu söz her daim referansım oldu. Ailemin yanına döndüm. Amacım biraz mola vermek, para kazanmak ve geri dönmekti.  O mola hayatım oldu. Dikili, o zamanlar Sanat ve Kültür adına diğer ilçelere göre daha aktif. Lakin bir kültür merkezi yok. Sahnesi var ama harabe. Kulis yok. Işık yok. Donanım yok. Dikili de İstanbul da verdiğim mücadelenin çok daha fazlasını vermek zorunda kaldım. Asla vazgeçmedim. Sanırım ben, İstanbul ‘da ki savaşı sevemedim. Burada, Tiyatro adına verdiğim mücadele hep daha değerli oldu.

               --Okul arkadaşlarınızdan Şöhreti yakalayanlar var mı? Onlara buradan ne söylemek istersiniz?

               --Dizilerde ya da Devlet Tiyatrolarında oynayanlar var. Tam şöhret sayılmasalar da camiamızın tanıdığı çok değerli arkadaşlarım da var. Mert Altınışık, her zaman çok yetenekli bulmuşumdur. Ayrıca İzmir Güzel Sanatlardan tanıdığım Selin Şekerci. Görüşmesem de Tiyatroyu bırakmadıklarını biliyorum. Amatör ya da profesyonel, ayırmadan her tiyatroya ellerinden geldikçe destek veriyorlardır. Buna devam etsinler yeter. Ülke koşullarında Tiyatrodan para kazanmak çok zor. Bir çok oyuncu piyasa işi yapmak zorunda kalıyor. Tiyatrodan kazandıklarını tiyatroya bırakıp. Piyasa işleri ile geçinmeye çalışıyorlar.Sahne tozunu yutmuş birinin mesleği bırakması imkansız.

               --Bu röportajı gerçekleştirdiğimiz sırada gündem İzmir Devlet Tiyatrolarındaki covit vakaları. Birçok çalışan pozitif çıktı. Kayıplar söz konusu. Büyük ihmallerden bahsediliyor. Soruşturma halen devam ediyor. Konu ile ilgili düşünceniz nedir.

                --Olay çok ama çok üzücü. Çok değerli bir insanı kaybettik. Tasarımcı Ali Cem Köroğlu. Son derece sevilen biriydi. Şahsen tanışmadım ama camianın çok iyi bildiği biridir. Bütün bunlar neden yaşandı? Neden bu olaylara mahal verildi? Sorguluyorum. Herkes gibi basından takip etmekteyim. Çoğu İnsan Pandemi’nin ciddiyetine vakıf değil. Pozitif çıkıp insanlar arasında gezmeye devam ediyorlar. Bu tür bireysel ihmalkarların kurumlarda olması, kurumların bu tür bireysel tutumlardan etkilenmesi anlaşılır gibi değil. Daha sıkı ve ciddi önlemler alınmalı . Sanatın içinde olan Sanatla uğraşanların bu tür ihmalkarlıkların içinde olmaları çok üzücü.

                 --Ne yazık ki sanat, sanat ile uğraşanlara bırakılmıyor. Yerele dönecek olursak Dikili de tiyatro yaparken yaşadığınız zorluklar ve kolaylıklardan söz edelim mi?

                 --Dikili de Üç dört tane idealist köy öğretmeni arkadaşla tanışmam büyük bir şanstı. Haftanın belirli günleri belirli saatlerde drama dersleri vermeye başladım. Ülkenin batısında Dikili merkeze 10-15km uzaklıkta köylerdi bunlar. İnanın, içlerinde halen denizi görmemiş çocuklar vardı. Tiyatroyu anlatırken klasik bir tanım vardır. ’’İnsanı insana insanla anlatma sanatı’’ Güya bu tanımı bilmeyen yoktur zannederken, Tiyatro hakkında hiçbir fikri olmayan çocuklarla karşılaştım. Batıdaki çocukları hep daha şanslı buluruz. Hiç de öyle değil. Bazen uzaklara bakmaya çalışmaktan burnumuzun dibini göremez hale geliyormuşuz. Daha çok şey yapmak isterdim. Müfredat ve şartlar müsaade etmedi. Akabinde İlçe Belediyesinde göreve başladım. Kültür Merkezi olmayan, Işıksız kulissiz donanımsız yetersiz toz toprak içindeki bir sahne ile tanıştım. Yine Nurhan Tekerek Hocam rehberlik etti. ’’Her yer sahne’’ derdi. Kolları sıvadım. Kimse gelmez dediler. ÜÇ kız öğrenci ile işe başladım. İkisi koşullara dayanamayıp ayrıldılar. Pes etmedik. Yanımda kalan öğrencimle beraber deli gibi çalışıp 22  kayıt aldık. Yaşları 10 ile 15 arasında değişen toplam 23 çocuk, Dikilideki mücadelemin yoldaşları oldular. Hep birlikte   Aterneus Tiyatrosu nu kurduk. Peş peşe oyunlar sergiledik. ’’Sessiz Kalan Çığlıklar’’, Nazım Hikmet in Doğum günü için oratoryo vs. derken hiç hız kesmedik. Yönümüz değişti ama yolumuz değişmedi.

                    --O yön değişikliğinden bahseder misiniz? Sizin ve çocuklarınız adına önemli bir dönüm noktasıydı.

                   --Kesinlikle. Dönemin Belediye Başkanı Tiyatromuzu kapattı. Ben ortada kaldım . Çocuklar ortada kaldı. En önemlisi de Dikili de ‘’Tiyatro’’ ortada kaldı. Bu durum bizi daha fazla kenetledi. Bir müddet evimden devam ettik provalara. Çok zor oldu. Dikili Vakfı Kurucusu Avukat Nuri Gündüz duymuş. Bize boş dükkanlarından birini verdi. O bomboş alanı küçücük bir oda tiyatrosu haline getirdik. Dikili’nin tüm sanatseverleri herkes ama herkes evinden birşeyler getirdi. Dikili esnafı yardım etti. Dikili Vakfı hep arkamızda oldu. Muhteşem büyülü bir yolculuktu. Eşim de dahil 24 kişilik bir ekiptik ve Tüm Dikili’nin yanımızda olduğunu gördük. Büyük bir zaferdi. Nuri Bey gençlerin yaptıklarını gördükçe hep daha fazlasını yapmak istedi. Yaşadığım mucize bununlada kalmadı. Duygulandıran, onurlandıran, gururlandıran büyük bir sürpriz yaptı çocuklarım. Sahnemizin adını kocaman harflerle yazmışlardı.’’Aterneus Tiyatro Topluluğu CANAN EKEKE SAHNESİ’’. Dikiliye döndüğümde kaybettiğim annemin adını vermişlerdi sahneye. Babam ‘’Şu an ölsem gözüm arkada kalmaz Damla’’ dedi. Çok kısa bir süre sonra Onu da kaybettim.

              --Başınız sağ olsun. Çocuklarınızla beraber yaptığınız bu şey müthiş bir dayanışma örneği. Çok büyük bir ders vermişsiniz büyüklere.

               --Sonra o sahnede bir dolu oyun sergilendi. Sadece tiyatro değil, müzik yapmak isteyenlere, şarkı söylemek isteyenlere, dans etmek isteyenlere hizmet etti. Ayırmadan her çocuğa, her sanat severe açtık o sahneyi. Oyunlarımız Dikili sınırlarının dışına da taştı. Bergama sahnesine çıktık .Sadece çocuk yada gençlerle değil yetişkinlerle de çalıştık. Devlet Hastanesi’nin Sağlık Çalışanlarından oluşan grupla drama çalışmaları ile başlayan yolculuğumuz ‘’Lilith’ in Kadınları ‘’adlı bir oyuna dönüştü. Bir çocuğumun şu sözü bütün çektiğim sıkıntıyı unutturdu ’’İyi ki karşılaştık. Yoksa ben de sahilde boş boş oturacaktım.İyi ki varsınız hocam’’ dedi. Dikili küçük bir ilçe. Böyle yerlerde gençler boşlukta kalabiliyor. O boşluk onları yanlış tercih ve erken evliliklere teşvik ediyor. Sanat sizi bambaşka bir dünya ile tanıştırıyor. Bugün güzel sanatlarda okuyan ve mezun olan çocuklarım var. Madem bu kadar mücadele verecektin İstanbul da kendin için verseydin diyenler de oldu. ’’Sanat nedir?  Dostluk nedir? Dayanışma nedir? Sayenizde öğrendik hocam’’ diyen öğrencilerimin sözleri her zaman daha kıymetliydi. Hazır yeri gelmişken kilometrelerce uzakta olsalar da yalnız bırakmayan  dostlarıma  teşekkür etmek isterim. Fulden Obiz, Serpil Canalan. İyi ki varsınız

                 --En güzel zamandı. Tiyatroyu bıraktınız. Belediye’nin Kültür ve Sosyal İşlerinde Kültür işlerinden sorumlu koordinatör oldunuz. Aldığınız eğitimle bir bağlantısı var mı? Nedir bu Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü

                  --Kültür ve Sosyal işleri aslen birbirinden ayrı iki birim. İlçe nüfusu, müdürlükler falan dediğimizde bugün birçok Belediyede bir arada yürütülüyorlar. İlçe de yeni bir dönemdi. Yeni bir Başkanla Kültür Sorumlusu olarak işe başladım. Çünkü çok yorulmuştum. Yeri geldiğinde kostümcü, ışıkçı, yönetmen, dramaturg, öğretmen olmak gibi birçok sorumluluğu birlikte yükleniyordum. Annemden sonra Babamı da kaybetmiştim. İyi hissetmiyordum. Çocuklarımın çoğu da büyüyüp kendi yollarını çizmişlerdi. Böyle bir teklif gelince olumlu baktım.

                  Kültür İşleri, mesleğime uzak değil. Çok yakın. Belediye’nin tüm kültürel etkinlikleri; tiyatro, kurs, şiir günleri, dinletiler, anma törenleri vs. gibi hepsini organize eder. Kültür ve Sosyal İşleri olarak bakınca uzak gibi dursa da sorumluluğunu aldığım Kültür kısmı ile birebir ilgili bir durum. Hocalarımın çoğu Kurumlarda Sanat Danışmanlığı, Kültür sorumlusu, Kültür Müdürü ve Koordinatör olarak çalışmaktalar. Mesleğimi bir de bu açıdan tanımak istedim. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Sonuçta bağlantılarımız, estetik bakış açımız, salon bilgisi, çevre, diyaloglar, beklenti, ortam neyi kaldırır veya kaldıramaz. Ne nerede oynanabilir veya oynanamaz tüm bu konularda bizler daha kolay organize edebiliriz.

                  --Çoğu insan bir zamanlar Dikili de büyük festivaller olduğundan, ünlü şair ve yazarların geldiğinden bahseder. Bugün, bu durumun yoksunluğunu çekenler, şikâyet edenler var. Sizce nedenleri neler olabilir?

                  -- Çok net. Sebebi tamamen Pandemi. Şöyle örneklendirmek isterim; Yeni Belediyenin yeni dönemi başladıktan üç ay sonra göreve getirildim. Hemen festival çalışmalarına başladık. Yeni yönetimin tek hedefi eski festivaller gibi festival günleri düzenlemekti. Çok mutlu olmuştum. Bir dolu görüşmeler yaptım. Sanat anlamında duayenlerle buluştuk. Dikili dolu dolu üç festival günü yaşadı. Dönüşler çok olumluydu. Bundan aldığımız cesaretle önümüzdeki bir yılın tüm programını yaptık. Görüşmelerin çoğunu gerçekleştirdik. Etkinlikler hazırdı. Her şey hazırdı. Lakin tüm dünyada olduğu gibi pandemi  bizi de vurdu. Elimiz kolumuz bağlandı. Buna rağmen Diğer Belediyelerle iletişimde kaldık. Her seferinde bize şu söylendi. ’’Bir Kültür Merkeziniz olsa şunu şöyle yapabilirdiniz’ ’Online çalışmalar da dahil, uzaktan yapılacak her türlü çalışmanın sonu ya kültür merkezine ya da tam donanımlı bir sahneye dayanıyordu. Biz yine çaresiz kalıyorduk. İşte bu durumdan dolayı o andan itibaren tam donanımlı bir Kültür Merkezi ilk hedefimiz oldu. Proje hazır ve ilgili birim İmar. Tüm bu imkansızlıklara rağmen yine de pandemi dönemi koşullarımız imkân verdiğince çocuklara masallar ve pilates dersleri gibi online çalışmalarımız da oldu. Canlı yayınlarımız çok beğeni topladı. Kayıt edilmesi doğrultusunda talepler aldık.

               --Pandemi bir gün bitecek. Normalleşme sürecine geçildiğinde Dikili Kültür İşlerinin bize vereceği müjdeler olmalı.

               --Olmaz mı? İlk projemiz Kültürevi. Bittiğinde yarı yarıya rahatlamış olacağız. Pandemi öncesi planladığımız Çocuklarımız için zekâ, kültür ve spor ağırlıklı kurslarımız başlayacak. Gençlerimiz ve Kadınlarımız meslek edindirmek amaçlı beceri kazandırmak adına geçerli sertifikalara sahip olacakları eğitimler alacaklar. Bu kurs ve eğitimler yaz kış devam edecek. Kadın Dayanışma merkezi kurslarımız aktifleşecek. Tüm planlamaları, görüşmeleri pandemi öncesi yapıldı. Her şey hazır. Akabinde festivaller başlayacak. Dikili’nin turizm açısından öne çıkmasını sağlayacak bazı özel projelerimiz de mevcut.

                --Kadın Dayanışma Merkezi kursları dediniz. Pandemi sürecinde varolan Dayanışma Merkezinin yanı sıra Kadın meclisi tarafından projelendirilen ikinci bir Kadın Dayanışma Merkezi oluşturuldu. Alkışlandığı ve takdir gördüğü kadar yeri ve konumu nedeni ile eleştiriler de aldı. Konuyu açıklığa kavuşturmak ister misiniz?

             --Ülkemizde Kadın Sorunsalı çok büyük. Dikili ise Ülke genelinle kıyaslanınca biraz daha şanslı. İlçemizde, Kadın Dayanışma Merkezi zaten vardı. Sadece eğitim alanı olarak hizmet veriyordu. Alan sıkıntısı mevcuttu. Bir kurs çıkıyor diğeri giriyordu. Konu ile ilgili araştırmalarımızı yaparken Kent Konseyi seçimleri oldu. Kadın Meclisimiz kuruldu. Projelendirip öneri sundular. Konu ivme kazandı. Roman Mahallemizin içinde bir Roman Kültür evi binamız bulunuyordu. Boş bir binaydı. Hiçbir faaliyet yoktu. İçerisi hasar görmüştü. Halkımız binanın aktif olmamasına son derece tepkiliydi. Boşluğu değerlendirmek istedik. Binanın bir kısmında Kadın Dayanışma Merkezi faaliyetleri kapsamında gönüllülük üzerinden yürütülecek hukuksal ve psikolojik danışmanlık hizmeti oluşturduk. Binanın giriş kısmına Dikili’nin unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden Yağcı Bedir Halısının tekrar gün yüzüne çıkarılması için kurs ve atölye çalışmaları adına bir alan yarattık. Binaya gelecek annelerimizi rahatlatmak için yanlarında bir ablanın olacağı kitap ve oyuncaklarla dolu bir oyun alanı oluşturduk. Kadınlarımızın eğitimler alabileceği bir sınıf, toplantı odası ve üretim yapabilecekleri küçük bir mutfak oluşturduk. Boş bir binayı aktif hale getirdik. Tepki aldık mı aldık. Ne tuhaftır ki O mahalleden ya da Roman halkımızdan değil. Onlar, açılacağını duydukları kurslara en önce kaydoldular. Tüm bunları planlarken hiçbir ayırım yapmadık. Kimseyi ötekileştirmedik. Orası Kadınların olsun. Kadınlar güçlensin istedik.

                    --Tiyatroyu ve oyunculuğu özlediniz mi? Bu konuda bir şeyler yapmak istiyor musunuz?

                    --Çok ama çok özledim. Bir şeyleri izlerken dahi duygulanıyorum. Kendimi sürekli sahnede hayal ediyorum. Tam sorgulayacağım, geçmişte yaptıklarım aklıma geliyor. ’’İyi ki’’ diyorum. Yaşım henüz çok genç. Dikili de yapmak istediğim çok şey var. Destek olanların sayısı köstek olanlardan çok. Belki uzun bir ara ile olacak ama tiyatro hatta oyunculuk mutlaka olacak.

                    -- Dünyada atağa geçmiş olan bir ‘’ Kadın Hareketi’’ söz konusu. Ülkemizde de İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi konuşuluyor. Tüm bunlarla ilgili düşünceleriniz neler?

                    --Ülkemizde son dönem Kadınlara yönelik bir ötekileştirme var. Üniversite bitirme tezim ‘’Tarım Toplumunda Kadın ve Kadının Konumu Kapsamında Frederico Garcia Lorca Oyunları’’ idi. Hazırladığımda gördüm ki yerleşik düzene geçmeden önce kadın ve erkek eşit. Yerleşik düzene geçip doğurganlık öne geçtikten sonra eşitlik bozuluyor. İstanbul Sözleşmesi, Kadına, önce insan gözü ile bakan bir sözleşme. Kadın mücadelesine, tüm çekişme ve güç yarışlarına rağmen inanıyorum. Destekliyorum. Dikili de çok güzel bir Kadın Mücadelesi var. Bazen bazı şeylere yenik düşse de dayanışmaya inananlar bu olumsuzlukları aşacaklar. Biz kadınlar verdiğimiz mücadelenin yönünü net olarak belirleyip ortaklaşabildiğimizde çığ gibi büyüyeceğiz. Bireysel değil kolektif düşünebilmek şart.

                   -- Biraz da erkeklerden mi konuşsak? Eşiniz, Sanat Camiasından değil. Bugün oyunculuk adına geri çeviremeyeceğiniz bir teklif alsanız ne yapardınız?

                   --Kendisi Ziraat mezunu. Camianın dışından biri. Eşimle tanışana kadar ‘’Sanatçının eşi de sanatçı olmalıdır ‘’ derdim. O ise her defasında mesleğimle ilgili her şeyi yapabileceğimi bana asla engel olmayacağını çok net ifade etmiştir. Biz bu olasılıkları zamanında hep hesap ettik. ‘’Sen git. Her fırsatta ben yanına gelirim’’ demişliği de vardır. Benimle birlikte olduğu andan itibaren en büyük destekçilerimden biriydi. Yeri geldi çocuklarımla beraber sırtında dekor taşıdı. Dolayısıyla sanatçı eş konusundaki tüm fikirlerim değişti. Eşiniz sanatı seviyor, saygı duyuyor ise otomatikman sanatı da anlıyor ve sanatın yanında da oluyor demektir. Zorlandığımız konular yok mu? Tabi ki var. Bir meslektaşımla oyun hakkında konuştuğum gibi saatlerce konuşamıyorum. Çok doğal, ben de saatlerce, ziraat hakkında profesyonelce konuşamam. Sınırlarınızı bildikten sonra her şey kolay.

                 --Sevdiğin oyunlar ve hayranı olduğun duayenleri de analım mı?

                 --İspanyol yazar Lorca. Çok etkilendiğim bir tiyatro yazarı. Oyunlarında İspanya Tarım Toplumundan bahseder. Bizim toplumumuzla çok benzerlikler taşır. Oyunlarında Kadınların özgürlüklerinin ellerinden alınıp ötekileştirildiklerini görürüz. Üçleme şeklindedir bu oyunlar. ’’Kanlı Düğün ‘’, ‘’Yerma’’.’’Bernarda Abla’nın Evi ‘’. Mutlaka izlenmeli. İmkân yoksa mutlaka okunmalı Duayenlere gelince, hocalarım oyunculuğumu Vahide Gördüm e benzetirlerdi. Yıldız Kenter, Demet Akbağ, Olgun Şimşek, Şevket Çoruh hepsi hayranı olduğum oyuncular. Dramdan çok komediyi tercih ettiğimi de belirtmek isterim.

                    --Ya gelecek? Hayalleriniz hangi yolda? Tiyatro mu? Kültür işleri mi?

                    --Oyunculuğu asla bırakmam. Dikilide yaşıyorum. Burada Tiyatro adına çok şey yaşadım ve öğrendim. Dikiliye bir borcum var. Bu ilçede bir Kültür Merkezi ve O merkezde aktif bir sahne olduğu günleri görmek için elimden geleni yapacağım. Bu yolda verdiğim mücadele ile anılmak en büyük hayalim. Dikili Memleketim oldu. Nereye ne için gidersem gideyim döneceğim yer burası. Şu an çalıştığım yerde mutluyum. Çünkü çalıştığım ekibe çok inanıyor ve güveniyorum. Dikili’nin çehresini güzelleştirmek için bu kadar mücadele eden bir ekip, Sanat için de elinden geleni yapacaktır. Oyunculuğa ara vermem tiyatrodan kopmam anlamına gelmiyor. O sahne bittiğinde, uzak kaldığım bütün günlerin acısını çıkaracağım. Uzak kaldınız diyenlere tiyatro yapmak için ön hazırlıklarımı tamamlıyorum farzedin diyebilirim

                    --Tiyatro Mezunu birinin, mesleği adına, büyük bir sahnede kaliteli oyuncularla müthiş bir oyun çıkarmaktan daha müthiş olan bir şey varsa, oda, salonsuz, tiyatrosuz küçük bir kasabaya bir tiyatro salonu, tiyatro oyuncuları ve tiyatro seyircisi kazandırmaktır. Bu açıdan sizi tebrik ediyorum. Güzel bir röportajdı. Teşekkür ediyorum.

                     --Ben teşekkür ederim. Sanat İyidir. Sanatla kalalım. İyi kalalım.

                  Vedalaştık. Ayrılırken aklıma düştü. Bazıları geceleri gökyüzünde parlayan bir yıldız olmak istiyor. Bazıları gündüz güneş toplamayı tercih ediyor. Damla Ekeke İkiz yıldız olmayı seçmiş ama tesadüfen gündüz. Yürek ister!

ARZU PEK/SİYASAL BİRİKİM

                

                     







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
YAZARLAR
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI