1xbet giriş
Bugun...



GÜNEŞ TOPLAYAN KADINLAR

DİKİLİ NİN KADIN YÜZLERİ ‘KİFAYET CEYLAN ‘

facebook-paylas
Güncelleme: 04-11-2020 21:29:58 Tarih: 04-11-2020 20:50

               GÜNEŞ TOPLAYAN KADINLAR

 Her akşam güneşin en güzel battığı O yerden, İzmir in Dikili ilçesinden, güneş toplayan kadınlarla efsunlu bir yolculuğa çıkacağız. Dikili’nin kadın yüzleri ile tanışacağız. Bugün için güneş toplayacak O kadın ‘KİFAYET CEYLAN’. Kıramadı bizi. Bademli mahallesi sahilde buluştuk. Kadın kadına dertleştik. Emekli öğretmen, şair, araştırmacı yazar Ceylan, ’DÜŞ YASAK ‘kitabından bir şiir ile ‘merhaba’ demek istedi.

                                                                 İLLÜZYON

                                 Rüzgârı, güneşi, yıldızları topladım /   Rüzgâr, dağa / 

                                 Yıldızlar, güneşe aşıktı. /Isınamadım /

                                 Umut yüklü şarkılar topladım. /Gözleriniz uzaklardaydı bayım /

                                 Sığamadım bebeklerine / Tutunamadım. /

                                Yalnızdım / Çağırdım duymadınız. /

                               Sağırdınız ya da ben öyle sandım. / Elleriniz buzdu bayım. /

                               Ya da ben üşümüştüm. / Göremedim yüreğinizi / Duramadım.

       -  Merhaba! Hoş geldiniz Kifayet Hanım. Dikili de yaşayan kadınlarla ilgili hazırlamaya karar verdiğim röportaj serisinin   ilk göz ağrısı oldunuz. Ne mutlu bana! Başlamadan önce sizi biraz tanıyalım mı?

   -   Merhaba! Kahraman Maraş ‘ın Afşin İlçesinde doğdum. (1955) Öğretmen bir baba ile ev hanımı bir annenin çocuğuyum. Ailemin ekonomik kaygıları nedeniyle Maraş İlköğretmen Okulunu yatılı olarak bitirdim. Üç yıl, bir köyde öğretmenlik yaptım. Büyük çocuklarla daha verimli olacağıma inanarak istifa ettim. İzmir Buca Eğitim Ensitüsünde Sosyal Bilgiler Bölümünü bitirdim. 20 yıl devlet okullarında, 14 yıl da Özel Okullarda çalıştım. Tüm hayatım boyunca öğrenciliğimin geçtiği yerlere dönme hayali kurdum.

    - İzmir büyük bir şehir, Buca’da okudunuz ama Dikilidesiniz. Neden?..

   -Dikili ‘nin adını 80 ‘li yıllarda yapılan kültür festivalleri sayesinde duymuştum. Herkesin küçük bir sahil kasabası hayali vardır. Benimki Dikili oldu. Şunu ifade etmeliyim ki hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biridir. Dikilide bir kadın olarak okumanın, yazmanın, özgürlüğün, doğal güzelliklerin ve dostlukların tadını doyasıya çıkarmaktayım.

      -- Öğretmenliğinizin dışında bir şiir ve bir de araştırma kitabınız var. Şiir kitabınızın adı ‘DÜŞ YASAK’ Nisan 2019 da KLAROS Yayınlarından çıktı. Araştırma kitabınız ‘Kutsal Metinlerde Kadın ‘ise henüz çok yeni, Haziran 2020 de HYPATİA yayınlarından bizimle oldu. Kifayet Ceylan hangisi ? Şair mi? Araştırmacı Yazar mı? Tüm bunların dışında Kurgu yazmayı da düşünür mü? (Roman, novella, öykü)

      -- Hiç düşünmeden önce şiir diyebilirim. Şiir, kendimi ve dünyayı anlatırken kullandığım bir yöntem. Şiir, hep devam edecek. Araştırma kitabım yeni ama araştırmaya olan tutkum ve alışkanlığım çok eski. ‘Kutsal Metinlerde Kadın’ kitabımın yazım süreci sancılıydı. Kitap çıktı ama konu ile ilgili daha detaylı ve derin araştırmalarım devam etmekte. İki araştırma projem daha var. Diğer yandan yeni şiir kitabımda bitmek üzere. Aklımdaki projeler biterse kurgu da düşünürüm. Roman olabilir. Neden olmasın? Kalemim de benim kadar özgür.

       -- Madem önce şiir. ’DÜŞ YASAK’ la başlayalım Arka kapağa bakıyorum. Çok güzel bir dörtlük

           Ey yaldızlı arabalara binenler / Ey arabaların geçtiği yolda yalınayak yürüyenler /

           Kuytu karanlıklara gömülü kalabalıklar /   Dinleyin!...

            Sayın Ceylan, düş gerçekten yasak mı?

       -- Çok üzülerek, bizim ülkemizde düşler maalesef yasak. Düşlemeye başladığınız anda yasaklara çarpmaya başlıyorsunuz. Hele, düşleri gerçekleştirmeye çalışmak neredeyse imkânsız. Ben hep kararlı oldum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da inatla düş kurup gerçekleştirmeye devam edeceğim.

        -- Kitabınızdaki şiirler hep bu dirayetle yazılmış.  Kadın şair ya da yazar olmanın zorluk ve avantajlarından bahsedelim mi?

        -- Bugün kadınların yaşadığı bütün sorunları bir kadın şair ve yazar olarak yaşamaktayım. Bugüne kadar en büyük destek ve dayanışmayı hep kadınlardan gördüm. Erkekler ise maalesef en aydınları dahil olmak üzere büyük bir yadırgama ve hayretle karşıladılar. ’O da mı şair oldu? O da mı yazar oldu?’ ’dediler. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği her alanda olduğu gibi edebiyat ve akademi dünyasında da var.

        -- Güzel şeylerden bahsedelim. Köstekleyenlerden değil, destekleyenlerden konuşalım mı?

        -- Onlar hem dostlarım hem de Dikili de yaşayan ve Kadın Mücadelesi içinde omuz omuza yürüdüğüm kadınlar; ‘Dikili Kadın Platformu’. Bu yıl bu kadın oluşumlarına Dikili Kent Konseyi Kadın Meclisi de eklendi. İzmir’de İmece-Der, yurt dışından dostlar, Maraş Dernekleri Federasyonu (Mar-def), Hepsinden çok büyük destek görüyorum. Buradan Herkese ayrı ayrı teşekkür etmiş olayım.

       -- Kullandığınız ifadelerden anlaşılıyor ki, Dikili örgütlü kadın mücadelesi açısından oldukça şanslı ve faal. Kadınlar adına güzel haberler…

        -- Gerçekten de her durumda olduğu gibi kadınların, bütün sorunlara omuz vermek gibi bir derdi var. Dikilideki kadınlar da bu profilden ayrılmıyor. Gördükleri her soruna müdahil olmak, çözmek istiyorlar. Aralarında olmaktan çok mutluyum.

        -- Biraz da Araştırma Kitabınız ‘’KUTSAL METİNLERDE KADIN ‘’ dan bahsedelim mi?

        -- Bu kitap ile ilgili çalışmalarım çocukluğuma dayanır. Tutucu bir kasabada büyüdüm. Din konusunda çok baskı gördüm. İslam dini ile ilgili gördüğüm baskılardan sonra diğer dinleri de merak ettim. İlkçağ dinleri, çok tanrılı dinler, tek tanrılı dinler, geçiş süreçleri, Tevrat İncil, Kuranı Kerim hepsini inceledim. Gördüm ki tanrıçaların olduğu dinler hariç hepsi, kadını ezme, ötekileştirip yok sayma konusunda beraberce hareket etmekteler. Acı bir gerçek. Erkeğin yaptığı baskıyı görebiliyorsunuz. Dinin yaptığı baskı ise görünmez. Geleneklerle iç içe geçmiş durumda, Ayırmak, karşı çıkmak çok ama çok zor. Dinler birçok farklı konuda birçok farklı söylem içindeler. Ne yazık ki kadını ezme konusunda hep brlikte hareket ediyorlar.

       -- Neden ‘’Kutsal Metinlerde Kadın ‘’ daha iyi anladık. Peki neden şimdi?

       -- Zorlu bir çalışma hayatından çıktım. Sonra annelik vs. Her şeyi öteledim. Son dört yıldır kitaba yoğunlaşabildim. Okuyup yazmanın başkenti Dikili bana o fırsatı verdi. Sabahlara kadar denizi seyrederek okudum araştırdım yazdım.

          -- İyi de ettiniz. Merak ediyorum. Duygusal bağlamda çok yüksek bir yoğunlaşma gerektiren şiirden araştırma yazılarına doğru evrilirken, akademik tavra bürünmek zor olmadı mı? Buradan ani ve sert gözükmekte…

          -- Evet görünürde sert. Benim içinse hiç zor olmadı. Yıllarca tarih öğretmenliği yaptım. Avantajını kullanarak birikimlerimi derinleştirdim.

           -- Şiir kitabınıza gecikmiş olsam da araştırma kitabınız ‘’Kutsal Metinlerde Kadın ‘’ı ilk okuyanlardanım. Akademik çalışmalarla halk arasında hep bir uçurum olur. Sizin çalışmanız farklı. Diliniz, üslûbunuz, kolay okunması büyük avantaj. Bu durum araştırmanızın ciddiyetine de zarar vermiyor. Ayrıca, Dinlere de eşit mesafede objektifsiniz. Bu bağlamda biraz da dinler hakkındaki düşüncelerinizi almak isterim.

            -- Dinler, İnsanoğlunun çözemediği sorunlar için ilahi bir güce ihtiyaç duymaları ile ortaya çıkar. İlk çağlarda somut olan tanrılardan (Güneş, ay, yıldız vs..) zamanla, gizemli Tanrıların olduğu tek Tanrılı dinlere geçilir. Bu durum toplumsal gelişim süreci ile beraber eş zamanlı ilerler. Görünür kabile yaşamından, kent devletlerine, oradan da daha büyük devletlere doğru bir geçiş olurken bu aynı zamanda çok Tanrılı dinlerden tek Tanrılı dinlere de yapılan bir yolculuktur.

            -- Gücü merkezileştirme çalışmalarına, dinlerin de epey katkısı olmuş gibi.

            -- Kesinlikle. Konuya bilimsel yaklaşanlar, her şeyin temelinin maddi olduğunu söyler. Kültür Din, Eğitim, Sağlık bu maddi temele oturtulmuş bir çatıdır. Doğal olarak dinler de bu temele dayalı bir gelişim gösterirler. Bir örnek verecek olursak: Tevrat ta Yeşû, Tanrı tarafından görevlendirilmiş bir kraldır. ’’Doğunun ve batının toprakları senindir. Git ve al. İnsanları öldürebilirsin. Mal varlıklarına dokunma’’ der Tanrı. Aynısı Kuranı Kerimde de mevcut.’’ Cihata çık. Yak yık Ganimet olarak mallara el koy.’’ Görüyoruz ki Dinler Kadın ve mal varlıklarında ortaklaşmış.

            -- Ayrıldıkları noktalar yok mu? Hep böyle negatif ortaklıklar mı mevcut?

            -- Bütün dinler kadına karşı negatif bakış açısında ortaklaşmışlardır. Biri az, öbürü biraz daha fazla, ama hepsi negatif yaklaşır. Mesela, Tevrat ta kadın, recmedilir. (Zina yapan kadınların halk tarafından taşlanarak cezalandırılması) İslama da recmetme vardır. Bizzat Hz. Muhammed’in kendisi uygular. İncil de ise yok. Hz. İsa, fahişe olarak bilinen bir kadının sırtını pelerini ile örter. ’’İlk taşı günahsız olanınız atsın’’ der. İncil de fiziksel şiddet yok ama psikolojik şiddet çok. Kadınlar evlenmesin, kendilerini Tanrıya adasınlar istenir. Rahibelik kurumu oluşturulur. Kadını öldürmezler ama kimliğini, kişiliğini yok ederler.

            -- Kitabınızın önsözünde ‘’Dünyanın hiçbir yerinde kadınlar hak ettikleri eşitliğe ulaşmış değillerdir’’ diyor ve eşitsizlikleri, Suriye, İran, Hindistan, Amerika, Rusya, Polonya ve Afrika dan örneklerle çeşitlendiriyorsunuz. Kadın Mücadelesinin ülkemize yansımasını da konuya dahil ediyorsunuz. Son zamanların önemli gündem maddesi ‘’İstanbul Sözleşmesi’’ ni de eklersek düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

          -- 2011 yılında İstanbul da uluslararası bir konferans düzenlendi. Kadına ve çocuklara yönelik şiddet ile ilgiliydi. Oradan bir sözleşme çıktı. Türkiye ilk imzacılarından oldu. Sözleşme, kadınları ve çocukları ırk, dil, din ve cinsiyet (çocuklar için) ayrım yapmadan koruyan bir kalkandır. Dün içeriği bile isteye imzalayanlar, bugün sözleşmeyi kaldıralım diyor. İmzalayan da kaldıralım diyen de aynı ‘’iktidar’’. Dünden bugüne içerik değişmediğine göre değişen ne? Ülke koşulları. İstanbul sözleşmesinde beyan esastır. Kadın ve çocuklar açısından bakar. Dolayısı ile yurtlarda, dini kurumlarda tecavüz olayları açığa çıkacaktır. Suçlular deşifre edilecekler. Bu korku ile, oluşan toplumsal muhalefet ve sözleşme arasında kalan iktidar, bir tercih yapar.. Kimi seçtiği ortada. Sözleşme ile devletin, kadınları baskı altına alma sürecİ, aynı zamana denk gelir. Bu dönem, kadın mücadelesinin sesinin de yükselmeye başladığı bir dönemdir. Sözleşmenin geleceğini bilemem. Direniş devam ediyor. Şuna inanıyorum ki ülkede ve dünyada gelecek devrim ‘’Kadın Devrimi’’ olacaktır.

              -- (Haklı bir gururdu bizimki, gülümsedik.) İnancınıza katılıyor ve hemen ekliyorum. Dikili de İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sessiz kalmadı. Dikili Kadın Meclisi, Dikili Kadın Platformu, Dikili ‘nin Kadınlarıyla beraber döviz ve pankartlarla alanlardaydılar.

              -- Bu konuda şöyle düşünüyorum. Dikilide bir Kadın Platformu var. Kent Konseyi Kadın Meclisi de var. Her iki yapının da alanlarda olması, seslerini duyurması Dikili de kadınların gücünü gösterir. Keşke ülkenin her yerinde böyle olsa. Meclisler ve platformlar iş birliği içinde olsalar. Sorunlarla, ancak ortaklaşıp, büyüyerek mücadele edebiliriz. Bölünerek değil.

              -- Güzel mesaj! Bundan sonraki projelerinize de değinelim mi?

             -- Bundan sonra hayatım, Dikili. Bunun dışında Kutsal Metinlerin bir başka yönü ile ilgili bir kitap yazmaktayım. Yeni bir şiir kitabım da geliyor. 2021 Bahara doğru basım aşamasında. Pandemi, satışları yavaşlattı fakat yazma konusunda beni hızlandırdı. Kitabın okuyucuya ulaşmasında sıkıntılar var. Her şey sanal ortama yöneldi. Kitap satışları için sanal yöntemleri uygun bulsam da diğer açılardan halen yadırgamaktayım.

              -- Okuyucularınız size ve eserlerinize nereden ulaşabilir.

              -- Büyük yayın evlerimde çalışmalarım mevcut. Ayrıca, yine aynı ad ve soyadımla, facebook, instagram, twitter hesaplarım da var.

              -- Yaşadığınız yer Dikili den yola çıkarsak kadın mücadelesi ile ilgili nasıl bir hayal içindesiniz?

              -- Doğu Anadolu ya yakın bir yerde doğdum. Karadeniz de çalıştım. İç Anadolu da yaşadım. Birçok bölgeyi gördüm. Dikili veya İzmir genelinde düşünürsek burası kadınlar için bir mikro klima alanı. Kadının, özgürce, sözünü söyleyebildiği, gecenin bir yarısında, korkusuzca evine gidebildiği bir yer. Dünya nın, İzmir gibi olmasını dilerim. Özgür ve kendini ifade edebilen kadınlarla dolu bir dünya! Öte yandan, katledilen tecavüz edilen kadınları da görmezden gelecek değilim. Dikilide kadın olmak güzel, ama erk, yine aynı erk. Her kadın eşit koşullara sahip değil. Mülteci Kadınlar var. Roman kadınlar var. Onlar üzerinde erk, çok daha görünür. Ekonomik güçlerini elde etmelerini, eğitimlerini tamamlamalarını, erken evlilikler yapmadan, Dikili ‘nin içinde, daha görünür olmalarını arzu ediyorum. Türk ‘ü, Kürt’ ü, Roman’ ı her kim varsa, beraberce, birbirimizi ötekileştirmeden, dayanışma içinde erke karşı koymalıyız.

               Sonra uzunca bir süre sustuk. Çaylarımızı yudumladık denize karşı. Sustuk ama aynı şeyleri düşünüyorduk. Dünyanın bütün kadınlarıyla aynı anda aynı şeyi düşlüyorduk. EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK…Kadın kadına dertleşmenin verdiği güven duygusu ile elimizi uzatsak dokunuverecekmişiz gibi yakın geldi. Denizle gökyüzünün birleştiği o belirsiz çizgi.

 

     ARZU PEK/SİYASAL BİRİKİM

  2.10.2020

 

           







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
YAZARLAR
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI