izmir escort
taraftarium24
1xbet giriş
Bugun...



GÜNEŞ TOPLAYAN KADINLAR

DİKİLİ NİN KADIN YÜZLERİ, ‘’EMİNE SOĞURTEKİN’’

facebook-paylas
Tarih: 17-01-2021 10:21

  GÜNEŞ TOPLAYAN KADINLAR

                                                     

        Antik Çağ da bilge ve şifacı kadınlar vardı. Orta Çağ da bu kadınları cadılıkla suçladılar. Onlar, çocuk doğurtan ebeydiler. Bitkilerden iyileştirici iksirler yaparlardı. Zamanla şifacı ve yaratıcı toprak ananın yerini savaşçı tanrılar aldı. Bugün, Kadınlar, bilimin ışığında, doktor, eczacı, psikolog, fitolog, herbalist vs. olarak şifa dağıtmaya devam ediyorlar. Gel gör ki değişmez, her çağın en etkili merhemidir; ateşler içinde yanarken alnınıza değen bir kadın dudağı, saçınızı okşayan bir kadın eli ve kucaklayıp sarıp sarmalayan kadın şefkati , merhameti. Kadının doğası budur. Yakıp yıkmak üzerine değil birleştirmek toplamak yaratmak çoğaltmak ve iyileştirmek üzerine kuruludur.

      Bu kez, arılara fısıldayan şifacı kadınlardan birinin önüne çıktı yolumuz.Arılar, polenleri çiçeklere, sırlarını da Ona taşımışlardı... Güneş topladı Emine Soğurtekin, hem bizim hem de kadınlara şifa olan kovanlar için.

---Merhaba! Önce kendinizi tanıtmak ister misiniz?

---Merhaba! 1958 Denizli doğumluyum. Altı yaşına kadar oradaydım. Sonra babaannemlerin yanına, Manisa Salihli ye geçtik. Yokluk vardı. Salihli de ova işçiliği çoktu. Pamuk, ıspanak, bostan çapası; ailece mevsim işçiliği yaptık. Manisa Salihli arasında gidip geldik. Ortaokuldaydım, babam hastalandı. ’’Seni okutamayacağım’’ dedi. Oğlan kardeşimle beraber bir işe girdik. Akşam Ticaret Lisesini duydum. Hemen yazıldım. Bitirince İktisat a devam ettim. 3. sınıftan ayrılmak zorunda kaldım. Eşimle, Ticaret Lisesindeyken tanışmıştım. Salihli Kiremit Fabrikasının ön muhasebesinden emekli oldum. Biri kız, öbürü erkek iki çocuk annesiyim.

---Dikili ile karşılaştığınız o ilk günü hatırlıyor musunuz?

--- Elbette! Eşim rahatsızlanmıştı. Oğlum Anadolu Lisesi sınavlarına girecekti. Dikili Anadolu Lisesinin puanları o zamanlar çok yüksek. Deniz havası eşimin sağlığına iyi gelir diyerek, kıyılardaki okulları tercih olarak yazdık. Dikili’ yi  kazandı. Ogün'e kadar hiç görmemiştim. Aslında o güne kadar denizi de  görmemiştim. Kayıt işi bitt. Akşam karanlığı çöktü. Dikili' nin yukarısına çıktık, aşağı, denize doğru bakıyoruz. Deniz olduğunu dahi anlamadım. ‘’Bu da ne böyle? Kocaman beton dökmüşler… Kimse de üzerinde gezmiyor’ diyerek manzarayı kendimce anlamlandırmaya çalıştım. Çok tuhaf görünmüştü. Sabah uyanınca tekrar baktım ve ‘’Vay be! demek deniz buymuş’’ dedim. Oğlumuzun okul durumu Dikili ye yerleşmemize vesile oldu. Dikili de Devlet Kurumlarına ait bir yurt yoktu. Hâlâ da yok. Her aile buralara yerleşebilme şansına sahip olmayabilir. Devlete ait olmayan birkaç özel yurt vardı. Bunlar da gazetelerden vukuatlarını duyduğumuz Cemaat ve Tarikat yurtlarıydı. Halen yaşanılan çirkin olaylar nedeni ile mahkemeleri sürüyor. Devletimiz, yokluk çeken aileleri bu yurtlara mecbur bırakmamalı. Tek temennim. Dikilide de kimsesizler yurdu ve öğrenci yurdu gibi devlete ait yurtların olması.

--- Yurt ihtiyacı Eğitim kurumlarının varlığı ile beraber işleyen bir durum. Hatırlıyorum. Bir dönem Dikiliye Üniversite Hareketi diye Sosyal Medya Kampanyası başlatılmıştı. Bugün bile birçok aile evini,  ilkokul sonrası eğitimin yetersizliğinden İzmir Merkez e taşımak zorunda kalıyor. Dikili, denizi, yeşili, turizm potansiyeli ile dopdolu bir kasaba. Güneşin en güzel battığı yer olarak Sanatın her dalına ilham olabilecek kabiliyette bir yerdeyiz. Ziraat, Su Ürünleri, Turizm ve Sanat ile ilgili her türlü yüksekokul ve Üniversiteyi hakkediyoruz. Çünkü biliyoruz ki öğrencinin girdiği her yer gençleşir, güzelleşir. Şehrin çehresi değişir. Bakınız Eskişehir.

---Kesinlikle, Denizcilikle ilgili bir üniversite çok yakışır. Beraberinde bir devlet yurdu. Dikili hak ediyor.

---Emine Hanım, Kısıtlamalar yokken hafta sonları Dikili Kadın El Emeği Pazarı ve cumartesi günleri üretici pazarında kendinize ait olan ürünleri sergiliyordunuz Bu ekonomik yolculuktan söz edelim mi?

---Bir tarafımızda arıcılık öbür tarafımızda büyükbaş hayvancılık yapılırken büyüdük. Köy hayatı işte. Dut ağacının dibine 10 kovan koyarsın. Evin altına da 10 tane büyükbaş ya da küçükbaş hayvan bağlarsın. Herkes öyle yaşardı. Biz de öyleydik. Atadan kalma hayvancılık aşkı ile büyüdük. 10 kovanla başlayan aile işini 35 kovana çıkarmıştım. Bal, propolis, propolis sabunu, propolis kremi derken ürünlerim çok sevildi. Propolis sabunumu saf zeytinyağ ile yapıyorum. Kremimin içinde de bal var. Propolis hücre yenileyici arıdan elde edilen şifalı bir madde. Arılar kendilerini tedavi etmek için kovanın kapılarının yanlarını bu maddeyi salgılayarak kaplarlar. Propolisin yan etkisi yoktur. Doğal bir antibiyotiktir. Tam 182 derde devadır. Yaranın üzerine dök yara enfeksiyon kapmaz. Farenjit mi oldun ağızdan damla şeklinde al. Hemen geçer.

---Ürünlerinizin pazarlamasını nasıl yaptınız?

---Hafta sonları Küçük Limanın orada Kadın El Emeği Pazarı ve cumartesi günleri  giyim pazarının alanında gerçekleşen üretici pazarında satarak bayağı bir çevre edindim. Piyasa oluşturdum. Tam 10 yıldır yapıyorum bu işi.

---O halde Kadın El Emeği ve Üretici Pazarlarının öneminden kadınlara ürettiklerini pazarlayacak alan yaratmanın da faydasından konuşalım biraz

---İnanın, Kendi eli ve emeği ile üreten kadın için ürünlerini sergileyip satabileceği en iyi alan Kadın El Emeği Pazarlarıdır. Belediyemiz bu konuda çok cömert. Özellikle yeni dönem Belediyemiz çok ilgili. Bizzat geliyorlar, ziyaret ediyorlar. İhtiyaçlarımızı soruyorlar. Belediyede görevli bir kadın arkadaşımız var ‘’. Sibel Hanım’’. Her türlü problemimizi çözmek için elinden geleni yapıyor.

---Kadın El Emeği Pazarları nasıl olmalı ve nerede olmalı? Biraz tarif eder misiniz?

---Hâlâ Ataerkil bir toplumuz. Üreten çok kadın var. Ne yazık ki günümüzde dahi çoğu koca eşini erkeklerle dolu bir pazarda görmek istemiyor. Oysa Kadınlar da ürettiklerini satarak kendi ayakları üzerinde durmak ve bağımsız olmak niyetindeler. Ataerkil baskı buna engel oluyor. Kadın El Emeği Pazarları sadece üreten kadınların bir araya gelmesi ile oluşan bir pazar yeri. Erkek bahanelerinin önünü kesiyor. Kadınlar kendilerini güven ve dayanışma içinde hissediyorlar. Bu pazarlar sadece ürünlerimizi satıp para kazandığımız yerler değiller. Birbirimize destek olduğumuz, paylaştığımız terapi alanları. Elli, Ellibeş kadar kadınız. Herkesin kendine yakın hissettiği insanlar var. Yeri geliyor yemeğimizi paylaşıyor, dertleşiyor, akıl alıp veriyoruz. Dostluklar büyük.

----Ürünlerim var. Dikili Kadın El Emeği Pazarında satmak istiyorum. Ne yapmam gerekiyor?

----Belediye ye müracaat ediyorsunuz. Mal varlığı beyanında bulunuyorsunuz. Kim ihtiyaç sahibi ise veya öncelikli ise ona göre stant veriliyor. Her yıl aynı şekilde oluyor. Stantlar için hiçbir ücret alınmıyor. Kazandığımız tamamen bize ait. Hatta bir de tüm bunların üzerine çok da destek oluyorlar.

-----Dikilinin Üreten Kadınları için bu 50 kişilik alan yeterli mi? Fiziksel koşulların iyileşmesi, büyümesi, daha merkezi bir yere taşınması, satış günlerini çoğaltmak. Açık alanın kapatılarak kışın zor şartlarda da hizmet verebilecek hale getirilmesi ya da kooperatifleşmesi vs. gerekir mi?

----Bu durumlar şahısların beklenti ve ihtiyaçlarına göre değişiyor. Kendi açımdan cevap vermem gerekirse, Dikili kışı zor geçiren bir iklimde değil. Kapalı olmasını şart görmüyorum. Satışlar kışa oranla yazın fazla. Belli bir yaştayım artık. Beklentim çok yüksek olamıyor . Bu pazarın şartları benim için gayet yeterli. Biz fabrikasyon üretim yapan kadınlar değiliz. Belli sayılarda üretebiliyoruz. Başka pazarlara ihtiyaç duymadan ürünlerimi tüketebiliyorum. Ayrıca büyük hırs ve isteklerim de yok. Çok paraların peşinden koşmuyoruz. Evimize ekmeğimizi götürelim yeter. Dikili de ana cadde üzerindeyiz. Zamanında satış günlerinin arttırılması için müracaat edilmişti. Ücretli satılan gece pazarı stantlarının önünü kesmememiz ve bir satış dengesi kurulması adına belediyemiz  ayarlama yapmak zorunda kaldı. O zamanlar o stantlarla aynı ürünleri satıyorduk. Tabii şimdi öyle değil. Bazı durumlar Belediyemizin de elinde olmuyor. Herkesi memnun etmek imkansız. Şunu da yeri gelmişken belirteyim. Raporlu olan Engelli Kadın arkadaşlarımız öndeki stantlarda yer alıyor. Kalan yerler için kura çekiliyor. Görevli Sibel Hanım’ ı bu konularda çok adaletli buluyorum. Bizler yaşlandık ama ileride genç üreten kadınlarımızın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda Pazar yeniden düzenlenecektir. Genç Kadın arkadaşlar yeter ki kararlı ve sabırlı olsunlar. Belediyemizden tek dileğim ‘’reklam’’ Bizi daha çok tanıtmaları gerekiyor.

----Biz de tanıtalım mı? Sizin ürünlerinizin piyasada bulunan diğerler benzerlerinden farkı nedir?

----Diğer Pazar arkadaşlarıma rakip değilim. Arıcılıkla uğraşan bir tek benim. Piyasadakilere gelince, ürünlerim fabrikasyon değil. Fabrikasyon propolisler çok daha sulu ve akışkan olur. Ben demlendire demlendire üretiyorum. Propolisim çok yoğun ve oranı çok yüksek. Şaraba benzetirsem, fabrikasyon şarapla ev yapımı şarabı karşılaştırmak gibi bir şey olur. Şifası da ona göre.

----Pandemiden en çok küçük esnaf etkilendi. Bu doğrultuda kurumlardan beklentileriniz var mı?

----Pandemiden herkes tüm dünya olumsuz etkilendi. Pazarlar kapandı. Hoş kapanmasa bile herkes zaten evinde. Dışarı çıkmak istemiyorlar. Dikili Belediyesi nin internet sitesi var. Bize orada yer verdiler. Ürünlerimizi oradan pazarlama imkanımız olmalı. Belli yaş üzerinde insanlar olarak bilgisayar işleri ile aramız yok. Ayrıca olan var olmayan var. Belediye görevlisi bir arkadaşımız ürünlerimizi bu sitede tanıtıp pazarlasa çok büyük katkı olurdu.şuan böyle bir site var ama satış yetersiz. Tanıtımın daha fazla öne çıkması gerekiyor. Mesela adı da ‘’ Dikili Kadın El Emeği İnteraktif Pazar Yeri’’olabilir. Belediyemiz bizlerden yeni doğan programı sayesinde el emeği ürünler satın alıp  destek çıkıyor. Bu konuda da destek verilirse çok ama çok memnun olurum.

 

---‘’Yeni doğan Uygulaması’ ’nedir? Açıklayabilir misiniz?

 

---Şöyle ki Kadın El Emeği değerlensin ve Çocuk sahibi olan aileler mutlu olsun diye belediye bizlerden 2 adet bebek battaniyesi, 2 patik, 2 bebek şapkası örmemizi istiyor. Bunları da yeni doğmuş bebeklerin aileleri için bir çanta yapıp ‘’yeni doğan hediyesi’’ olarak belediye adına paylaşıyorlar. Emeklerimizin karşılığını da gayet güzel ücretler ile ödüyorlar. Bu güzel desteğe aha aktif bir Sanal Pazaryerini de ekleyebilirler ise çok iyi olur.

 

--- Bu uygulama Büyükşehir uygulaması. Dikili de de yapılması çok iyi. Sanal Pazar yeri talebinizde çok haklısınız. Dünya pandemi ile beraber değişmekte. Dijital platformlar öne çıktı. Kurumların bu duruma uyumlanması ve bu doğrultu da çalışmalarını geliştirmeleri  mecburi. Öte yandan sizin için yeterli gözükse de çevre pazarlara ürünlerini ulaştırmak isteyen,Belediyelerden araç talep eden kadın üreticilerimiz de mevcut. Görmezden gelemeyiz.

 

---Taşıma su ile değirmen dönmez. Hafta sonları El Emeği Pazarı ve geri kalan günlerde dijital platformlar çok daha masrafsız ve etkili. Üstelik Belediyelere daha az yük. Kendi adıma da gayet yeterli.

 

---Ekonomik mücadeleniz de kadının yeri nedir. Beklentiniz var mı?

 

---Ekonomik alanda Kadın Dayanışması sadece para demek değildir. Kadın arkadaşım satış yapıyorken çocuğunun dersini yaptırmak, elişimi geliştirebilmek için benden daha iyi bilen bir kadın arkadaşımdan ders almak, Öğretmek, öğrenmek, sohbet etmek, iyi niyet göstermek, dertleşmek, tüm hepsi kendi aramamızdaki Kadın Dayanışmasından beklediklerimiz. Pazarın Dışındaki Kadınlardan da dayanışma adına beklediklerimiz var. Köleliğin kaldırılmasında dinlerin hiçbir faydası olmamıştır. Faydası olan tek şey İnsan hakları sözleşmesiydi. Kadınların hakları da İstanbul Sözleşmesi olduğu için var. Kaldırıldığı an kadınlara karşı uygulanacak her türlü haksızlık mübah kabul edilecektir. Kadın Dayanışması ve Hareketi her şeyden önce sözleşmeye sahip çıkmalıdır, çıkmalıyız. Sözleşme biz kadınların hayata tutunduğu tırnak. Kadın kadına dert değil çare olmalı. Biz birbirimizi anlarız. Kadın kadının kurdudur diyenler, kurtluk yapanlar öz eleştiri yapmayan azınlıkta kalmış bir kesim. Başkasını eleştirmeden önce kendi eleştirimizi yapmamız gerekiyor. İyi niyetle yaklaşırsanız sorunları çözersiniz. Her şey iyi niyetle de devam eder. Ne iş yaparsak yapalım kendimize önce şu soruyu sormak zorundayız ‘’O ne yaptı ‘’değil ’’ Ben ne yaptım? ’ Daima önce kendinizle uğraşacaksınız. Başkalarıyla uğraşanlar yerinde sayar. Kendileriyle uğraşanlar gelişir ve ilerler.

 

---Dünya gidişatında ve kendi hayatınızda imkanınız olsa neyi değiştirirdiniz?

 

---İnsanın İnsana tahakkümünü ve Kız çocuklarının okuma oranını değiştirirdim. İnsan değişirse dünya değişir.

 

---Koşullar ne olursa olsun nefes aldığımız sürece hayal etmeye devam ediyoruz. Sizin hayalleriniz nedir?

 

----Hayatım boyunca tek hayalim oldu. İki çocuğumun okuması insan gibi insan olmaları. Her birinin, imkanı olmayan ikişer çocuğa burs vermesi. Yani toplamda dört çocuğu okutmaları.

 

---Maslov'un İhtiyaçlar hiyerarşisi piramidi basamaklar halinde yükselir. Alt basamaklarda hayatta kalabilmek adına insanın ilkel ihtiyaçları bulunur. (Yeme, içme barınma) Yukarı doğru çıkıldıkça ihtiyaçlar gelişir. En üstte ise yakın zamana kadar ‘’kendini gerçekleştirme’’ ihtiyaç basamağı bulunuyordu. Bir basamak daha eklendi. ’’Kendin gibi bir insana kendisini gerçekleştirebilmesi için yardım etmek. ’’. Son basamakta insan hayatın anlamını kavramış ve gelişimini tamamlamış kabul edilir. İnsan evrildikçe ihtiyaçları da evrilmiştir. Hayaliniz çok kıymetli son basamağı ikiye katlamışsınız. Umarım gerçekleşir. Sepetimiz güneşle doldu. Röportaj için çok teşekkür ediyoruz. Eklemek istediğiniz son sözleriniz var mı?

 

----Sevgili kadınlar hayata sımsıkı tutunun. Karamsar olmayın. Okuyun. Kendinizi geliştirin. Sonrasında da elinizden ne geliyorsa üretin. Herkesin yapabileceği bir şey vardır. Denemeden, çalışıp emek harcamadan yorulmadan ‘’yapamıyorum’’ demeyin. Sabır şart. Günümüzde her şeyin ücretsiz kursları var. İmkanlar daha fazla. İnternet var. Öğrenmek isteyenin önü çok açık. Sevgili Kadınlar üretin ve ürettikleriniz ile hayatta ve ayakta kalın.

 

----Dışardaydık. Güneş bir görünüp bir kayboluyor. Bulutlarla oynuyordu. Arılara Fısıldayan Kadını evine bıraktım. Her söyleşinden bana kalan garip şeyler oluyor. Kelimelerin çok ama çok ötesinde. Cümlesi kurulamayan, yalın, el değmemiş, bir hayli mağrur ve hüzünlü duygular. Sorsanız, asla veremeyeceğim cevaplar. Belki bir gün arılara fısıldarım.

ARZU PEK/SİYASAL BİRİKİM

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
YAZARLAR
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI