Bugun...



KARGANIN BANYOSU…

Tarih: 08-10-2018 11:29:28 + -


KARGANIN BANYOSU…


KARGANIN BANYOSU…

Evimin karşısındaki boş alanı (şehir planında park alanı olarak ayırmışlar; umarım başka bir amaçla kullanmazlar) ağaçlandırmış, su da çektirerek ağaçların, köpeklerin, çiçeklerin ve kuşların yaşam alanına dönüştürmeye çalışmıştım. Küçük bir de köpek kulübesi yaptık taş ile. Orada Karabaş ile Nazlı gündüzlüyor (Sabah yemek verirken bağlıyorum onları). Gündüz de açık kalan Beyaz da ya birine konuk oluyor, ya bir ağaç gölgesi bulup uzanıyor. 
Alanın ortasında, musluğun altında da büyük bir beyaz kovam var. Hayvanların çeşmesi orası… Her sabah suyunu tamamlıyorum. Dün sabah kocaman bir karga özene bezene yıkandı orada. Kanatlarını çırpa çırpa, suya dala çıka keyif yaptı. O ânın fotoğrafını çekemedim. Bende bıraktığı gönül hoşluğu ve ruhumu aydınlatan bir gülümseme ile yetindim. Ağaçların dibine hortumdan incecik sızan bir su bırakıyorum; su göllenince, orada da serçeler banyo yapıyor, uzaktan izliyorum. 
Geçen ay 500 TL su parası ödedim. helali hoş olsun güzelliklere... Lüksü, şatafatı sevmem, içkili ahbap çavuş meclislerinde bulunmam; 27 yıl geceli gündüzlü sigorta cerrahlığı karşılığı aldığım 3000 TL emekli aylığı ile geçinmeye çalışıyorum. Söyleşi ve toplantı yolculukları, Dursun Akçam Kültürevi ve kitaplarım en önemli gider kaynaklarım (bazıların sandıklarının tersine, kitap bilançosu hep ekside; geçen gün Ardahan'daki kitap imzalı kültür etkinlikleri için yayınevlerine 1450 TL ödedim- protezli eklemlerime karşın ağır bir çantada götürdüklerim dışında- 280 TL kitap imzası karşılığı aldım; yolu, yemesi, içmesi de cabası)... 
Tavukların yemini yağmalayan güvercinlerle aram bozuktu bir ara… Kışın tavuk ölümlerinden (onlara attığım yemleri güvercinlerin paypost ettiğini ve ölümlerin Ahlatlıbel’de çok soğuk geçen uzun kış soğuklarından kaynaklandığını sonradan öğrenmiş, ustam Ali ile birlikte balık ağı kullanarak güvercinlerin tavuk yemine yaklaşmalarını önleyen bir file yapmıştık) onların sorumlu olduğun sonradan anladım. Hatta bir de öykü yazmıştım, yumurtalarını yiyen kötü bir tavuğu kahramanı olan… Sonradan da güldüm kendime. O öyküde kötü niyetli olmasa da düşüncesiz olan o çil tavuk değil, bendim. Sabahtan sabaha tavuklara yem verirken güvercinleri da çağır, onları beleşe ve oradan beslenmeye alıştır, sonra da karlı buzlu bahçede akşama kadar aç kalmış, soğuktan titreyen tavuğu kötüleyen öykü yaz… Sakın inanmayın bu öykülerde anlatılanlara  :)
 Düşüncesiz yazarlar öznel bakış açılarıyla hedef şaşırtabiliyor... 
Köpekleri az önce görüntüledim. Şimdi bayat ekmek ve çorbalık tavuk eti-suyundan oluşan yemeklerini çıkaracağım. Bekliyorlar... Hepsi de kaplarının başına geçip, benim “Günaydın Çocuklar,” seslenişimi kuyruk sallayarak yanıtlayacak, tekmil verecekler, gece vukuatlarını anlatacaklar…
İki de komşum İlyas hocamın torunlarına aldığı ve bakımını (belki de köpeklerin istenci) bana bıraktığı köpek var. Köpük ve Benek benim ilk torun Güneş’in sevgilileri. Torunlar buraya gelir gelmez onlar da kapımdan hiç ayrılmaz olurlar. Şarkılı, türkülü, el fenerli bir gece yürüyüşü sırasında Güneş onlara, “Köpükle Benek, biliyor musunuz, ben sizi anneannemden de babaannemden de çok seviyorum,” demişti… Çocukların sevgilileri arasına komşum Osman ve Songül’ün (Osman bayağı hasta; üzülüyorum) Reisleri de katıldı. Reis de bahçesinden kaçabilirse sabah dağıtılan yemekten kendi payını istemeye geliyor. 
Önceki yıl komşum İlyas hocanın (O da Göl eğitmen okulu kökenli bir eğitmen çocuğudur; tarım okulundan ODTÜ’ye geçip yıllarca jeoloji profesörü olarak hocalık yapmıştır; şimdi benim gibi emekli, bahçe işlerinde de tartışmasız çok usta…) büyük yardımıyla evimin önünde bir örtme yapmıştık. Kışın kar yağdığında kapımın önü kapanıyor, dışarı çıkmakta zorlanıyordum; Doğu tarafında, yaz akşamlarının keskin güneşinden korunup oturabileceğim bir balkonum da yoktu. Yapım sırasında, benim olmadığım bir gün İlyas hoca oradaki erik ağacımı kesivermişti. Yapacağımız örtme, çizdiğimiz taslaktaki gibi eğik bükük olmasın diye kesmiş. Üzüldüm… Ama o ağaç giderken yerinde tam on tane yeni erik ağacını bana armağan bırakmış meğer. Bu yıl gün yüzüne çıktılar. Her sabah suluyorum genç eriklerimi. Yaprakları dökülünce, boş bir alan bulup taşıyacağım. Kötü niyetli rüzgârlardan ve susuzluktan korumak, gübrelemek, diplerini çapalamak gibi görevlerim de olacak kuşkusuz.
Yaşam bu kadar değişken, bu kadar umut dolu, bu kadar şaşılası ve tapınılası bir devridaimle sürüyor işte... 
Siz hayata saygılı olun yeter ki, o da size sevgisini ve saygısını verecektir. Karşıdaki alanda, yediğim kayısı çekirdeklerini dikerek yetiştirdiğim otuz kayısı ağacım var. Farklı zamanlarda olgunlaşıyorlar ve inanılmaz güzel tatları oluyor. Her türlü aşı yapma önerisini de bu nedenle geri çeviriyorum.
Şimdi bu yazıyı burada bırakıp çıkmalıyım. Köpekler, tavuklar, kuşlar beni bekliyor. Köpekler bu gece epeyce dolaştılar çevrede, bağırıp çağırdılar. Kuşkulu araçlar ve kişiler olduğunda onların da huzuru kaçıyor. On yıldır çevremizde en küçük bir hırsızlık olayı yaşanmadı. 
Şimdi iş zamanı… Köpeklerin yemeğini yetiştirmem gerek. 
Hayvanlar da ağaçlar gibi, insana hiç benzemiyorlar. Sevgiye mutlaka sevgiyle yanıt veriyorlar. Benim köpeklerim çöp karıştırmaz, benim köpeklerim ezan okunurken ulumaz (bu işin sırrını ben biliyorum  :) ), benim köpeklerim gelip giden posta, su, doğalgaz, elektrik görevlilerine ve yürüyüşe çıkmış iyiniyetli insanlara, gelen konuklarıma havlamazlar. Yıllar içinde hayvanlarla can ciğer olmak, onları anlamak, onlar tarafından da anlaşılır olmak gibisi yok. Güvercinlerle de arayı düzelttik. Onlara içimden bağırıp çağırmıyorum artık. Tavukların yemini de onlara atmıyorum… Onlar da bahçeye dökülenlerle, koyduğum sularla, köpek kaplarında kalan artıklarla idare ediyorlar.
Ben kargaları çok farklı seviyorum ama… Onları tüm kötü iktidarlarla, bütün aynalarda yalnız kendilerine bakmayı arzulayan tek sesli karanlık suratlarla hep gülerek dalga geçen akıllı yaratıklar olarak tanırım. Sevimli hırsızlıkları vardır. Benim önceki yıl diktiğim ıhlamurun yumuşak toprağına da aşırdıkları bir cevizi dikmişler (İlyas hocamın yorumu). Ceviz de iyice büyüdü; taşınacak bir yer arıyor kuşkusuz ve yardımımı bekliyor…
Cılavuz’da kavruk köylü çocuklarının dikip büyüttüğü ulu söğütlere konmuş kargalar ben oradan geçerken beni karşılıyormuş ve Köy Enstitülerini kapatan kara vicdanlı bezirgânlara sövüyorlarmış gibi gelmiştir hep.

Karganın banyosu çok mutlu etti beni…
Gönlünüz sevgiden ayrı kalmasın dostlar…

 

08 Ekim 2018, Alper Akçam…






Etiketler :

DİĞER Gündem Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
    KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  • İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
    İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  • IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
    resim yok
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  1. KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  2. İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  3. IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
  4. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  5. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  6. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
VİDEO GALERİ
YUKARI