bahis siteleri canli bahis
Bugun...



Uzaktan Eğitim Sürdürülebilir mi?

Av. Cevahir Kılıç, Bütün bunların yanında çocuklarımız ve bugünlerde Atatürk’ün kendilerine hediye ettiği Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 101. yılını kutlayacak gençlerimiz de eğitim ortamlarından uzaklaşarak deyim yerindeyse evin içerisine hapsedildi.

facebook-paylas
Tarih: 19-05-2020 05:30

Uzaktan Eğitim Sürdürülebilir mi?

Bugünlerde ülkemizde Covid – 19 nedeniyle herkes evine kapandı. Alışkanlıklarımız, geçimimiz, gelişimimiz, kaygılarımız, sevgilerimiz hatta yeme -içme gibi temel gereksinimlerimiz bile değişti. Modern dünyanın gittikçe yalnızlaştırdığı birey, diğer insanlara ne kadar hasret kaldığını, onlarsız bir yaşamın düşünülemeyeceğini fark etti. Aile bireyleri ise ya fark edilmeyen huyların ve davranış biçimlerini ortaya çıkmasından dolayı birbirinden iyice bıktı ya da güzel ayrıntıları yakalayarak birbirinin değerini anladı.  Hem gözlemleme hem de çözümleme bakımından zorunlu birlikteliğin getireceği farkındalıklar ortaya çıktı.

Bütün bunların yanında çocuklarımız ve bugünlerde Atatürk’ün kendilerine hediye ettiği Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 101. yılını kutlayacak gençlerimiz de eğitim ortamlarından uzaklaşarak deyim yerindeyse evin içerisine hapsedildi.

 Bu son durum eğitimciler kadar velileri de doğal olarak endişelendirdi. Uzaktan eğitim, dünyanın geleceğine yön verecek çocukların eğitimlerinin nasıl olabileceğine dair bazı soruları ve sorunları da beraberinde getirdi.

İlköğretimden liseye hatta üniversiteye kadar eve kapatılan öğrencilerin kazanım durumu ne olacaktı? Örgün eğitim ortamından bu zorunlu uzaklaşmanın faydaya dönüşmesi mümkün müydü? Bundan sonra, üniversitelerde bazı dersler için uygulanan uzaktan eğitim sistemine tamamen geçilebilir miydi? Ülkelerin eğitim sistemleri sadece derste aktarılan, daha önce bilim dünyasında kabul edilmiş bilgilerin öğrencilere sunulmasından mı ibarettir?   Sevgi, arkadaşlık, merhamet, dostluk, aşk, vefa, dayanışma, adalet, vicdan gibi soyut ancak hayatı bütünüyle çevreleyen kavramlar; sınıftaki veya okuldaki, farklı mizaçlardaki arkadaşlar ortamı olmadan öğrencinin ruhuna nakşedilebilir mi?

Bu soruları istediğimiz kadar çoğaltmak elbette mümkün.  Ancak probleme sadece yukarıdaki sorunlar açısından yaklaşmak da problemin çocuklar aleyhine geliştiğini gösterir niteliktedir:

Şu anda, ilköğretimden üniversiteye kadar eve kapatılmış çocukların uzaktan eğitimin bilgi aktarımından alacakları kazanım, bilgisayarın soğuk maskesi arkasındaki öğretmeni iyi ve eksiksiz dinlerse, yapılabilecek sınavı başarmaya yönelik olacaktır. Uzaktan eğitimde, henüz öğrencilerin problemleri nasıl çözebileceği, neleri anlayabildiğinin sorgulanabileceği veya denetlenebileceği bir sisteme geçilemediği için anlaşılamayacaktır (Zaten bu nedenle de hem liselere girişte hem de üniversite sınavında bu dönemin müfredatı kapsam dışı tutulmuştur). Bununla birlikte, 2005 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı öğrenci merkezli eğitim sistemine geçmiştir. Bu demektir ki, öğretmen derse anlatan ve bilgileri öğrenciye sunan konumunda değil, öğrenciye doğruyu ve bilgiyi bulması noktasında koçluk yapandır. Böyle bir sistemin sadece ders anlatan öğretmenin bir anda yüzlerce öğrenciye koçluk etmesi hatta onlara problemi çözmede, doğru bilgiye ulaşmada koçluk yapması elbette düşünülemez.

Örgün eğitimin yüz yüze, bütün dünyanın uyguladığı deyim yerindeyse geleneksel eğitimden bu zorunlu uzaklaşması, çocukların evde tutulmasına yaramıştır. Ayrıca bu dönemde, hiç yoktan iyidir, diyebileceğimiz bir nispette bilimsel katkı da sağlamıştır. Ancak bunun, daha çerçeveli, daha sistemli bir hale dönüştürülmesi, bu bilimsel katkı da sadece artırır. Okulun çocuğun ruhuna ve zihnine yapacağı katkıyı veremez.

Dünyanın bu dönemden sonra uzaktan eğitime geçebileceği dile getirilmektedir. Hatta bir öğretmenle binlerce belki de milyonlarca öğrenciye bir anda ders verilebileceği vurgulanmaktadır. Bu mümkün. Ancak, ne yapılırsa yapılsın, asla sınıfta probleme dayalı öğretim metodunun ve öğrenci merkezli eğitimin yerini tutamaz. Eğitimde şu anda dünya liderliğini elinde bulunduran ülkeler, öğrenci merkezli ve probleme dayalı öğretim sistemini en üst seviyede uygulamaktadır. Bilgisayar aracılığıyla yapılan eğitimde bütün öğrencilerin aynı ruh haline, aynı öğrenme becerilerine sahip oldukları; aynı kişilik özellikleri gösterdikleri, sevinme ve üzülme gibi insanın her an yanında bulunan davranış özelliklerinin benzerlikleri varsayılır. Halbuki öğrenci merkezli ve probleme dayalı öğrenmelerde ayrı ruh halleri, ayrı kişilik özellikleri ve olaylar karşısında farklı tepkiler veren öğrencilerin (birey olma durumu tam da budur) özellikleri de göz önünde tutularak öğretme gerçekleştirilir.

Ülkeler veya gelişmiş milletler insan yetiştirirken sadece bilgi ile donatılmış olmayı öncelemezler. Millet bilincini, vatan sevgisini, toplum içerisinde duyarlı bir birey olma durumunu da (aile ile koordineli olarak) göz önünde bulundururlar. Bu bakımdan eğitim sisteminin okuldaki sınıf arkadaşları, öğretmen ve okul ortamıyla uyumlu bir sistem olmasına özen gösterirler. Neredeyse okulu meydana getiren her birim bu sistemin bilinçli bir parçası durumundadır. Bu süregelen sistem yüzyıllar içerisinden süzülerek, üzerinde tartışmalar yapılarak günümüze kadar gelmiştir. Amaç, toplum ve sosyal hayatla uyumlu bireyi ülkeye kazandırmaktır. Bu nedenle eğitim her zaman millidir.

Eğitimin uzaktan yapılamayacağına dair en önemli gerekçeleri davranış değerlerinin gerektirdiği toplumla uyuşuk iyi insan olma vasıfları ve yine insanın dolaysız yapıp etmelerinden oluşan yüksek değerleridir. Öğrencinin önce kendi sınıf arkadaşlarını ve bazen üst sınıflarda okuyanlardan görerek kendi kişiliklerini yavaş yavaş oluştururlar. Beğenilerini, sevgilerini, acılarını, merhametlerini, vicdanlarını bu ilişkiler ve gözlemler çevresinde geliştirirler. Birey ilelebet tek başına ve evde yaşamayacaktır. Toplum sözleşmesi çevresinde diğer insanlarla birlikte bir yaşama tasarımını kendince kuracak, kendi sosyal çevresini oluşturacaktır. Bu da okuldaki arkadaşlar arasında yaşanacak deneyimler, gözlemler hatta küçük kavgalar, sevgi parçacıkları, merhamet pırıltıları çevresinde gerçekleşecektir.

Sonuç olarak okullarda gerçekleştirilen örgün eğitim hem içerik bakımından hem de toplumla uyumlu birey yetiştirme bakımından eve sığabilecek durumda değildir. Teknik donanımı ne kadar geliştirirseniz geliştirin diğer insanların ruhundan ve yüreğinden gelebilecek katkıyı çocuklara ve gençlere veremezsiniz.

 Hatta bugünlerde 101. yılını idrâk edeceğimiz Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın ruhları coşturacak manevi atmosferini bile hissettiremezsiniz. 

Av. Cevahir KILIÇ







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR SANAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
YAZARLAR
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI