Bugun...


Ali Riza TAHSİNOĞLU


Facebookta Paylaş









İSTEKLENDİRME VE ÖĞRENCİNİN ÖĞRENME SÜRECİ
Tarih: 31-03-2017 23:59:00 Güncelleme: 31-03-2017 23:59:00


Ezberci eğitim sadece gerçek öğrenmeyi engellemekle kalmamakta; öğrencinin bireyselliğini yok etmekte, özgün düşünceyi sınırlamakta ve yerleşik düşünme kalıbına uymayan yeni verilerin değerlendirilmesini engellemektedir. Oysa yirmi birinci yüzyılda eğitim programlarının öğrencilere çok yönlü, soyut, eleştirel, yaratıcı, bağımsız düşünme, problem çözme, etkili iletişim becerileri kazanma, bilgi üretme, öğrenmeyi öğrenme, kendilerini değerli hissetme, kapasitelerine güvenme ve farklılıklara değer verme gibi konularda rehberlik etmesi gerekmektedir. Düşünen, üreten ve sağlıklı benlik kavramına sahip öğrenciler yetiştirmenin derdini taşıyan öğretmenlere yardımcı olmak beni mutlu edecektir. Bireylerin günlük yaşantılarında gösterdikleri birçok davranışın hızı, şiddeti ve sürekliliğini belirleyen bir takım etkenler vardır.

 

Ancak günlük yaşamda sıradan davranışlardan farklı olarak eğitimde, kasıtlı davranış kazanma ve kazandırma dikkate alındımda; bireyin davranışı kazanıp ve sürdürmesinde rol oynayan etkenlerin kontrol edilmesi ve etkin kullanımı önem kazanmaktadır. Eğitim kurumlarında örgencilerin bazılarının derse, konuya ya da karşılaşılan probleme çözüm üretmede istekli oldukları gözlenirken, diğer bazı öğrencilerin ise derslerde isteksiz oldukları, karşılaştıkları problemlere çözüm üretmede mücadele etme yerine daha çok kaçmayı seçtikleri görülmektedir. Öğrenciler arasındaki bu farkın oluşumuna etki eden etkenlerin başında isteklendirme gelir.

 

Okulda ve sınıfta gözlenen öğrenme güçlüklerinin ve disiplin olaylarının önemli bir kısmının kaynağı isteklendirme ile ilgilidir. İnsanlar genellikle merak ettikleri ve ilgi çekici buldukları konuları daha çabuk öğrenirler.  Çalışmasını öğrenmek için yapan örgencinin güdüsü ise süreklidir, çünkü öğrenme güdüsü süreklidir. Birey bir doyum elde etmek için başarmak istiyorsa, bu içsel güdülenmedir. Bireyin güdülenmesi dışsal etkilerle öğrenci için özendirici hedefler seçilerek ya da pekiştireçler kullanarak geliştirilirse dışsal güdülenmedir.  Eğer insanların öğrenmelerine katkı sağlanmak isteniyorsa, bu konuda onları motive edebilecek şeylerin neler olabileceği hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. İnsanların öğrenme girişimlerinin sebebi oldukça negatif olabilir.

 

Yapılan araştırmada öğretmen davranışları içerisinde en düşük düzeyde olan davranışın; örgencileri dersin başlangıç aşamasında hedeften haberdar etme olduğu bulgusunu tespit etmiştir. Yapılan bir araştırmada öğretmenlerin %47 'si dersleri sınıf dışında yapmayı hiçbir zaman ilgi çekme aracı olarak kullanmamaktadırlar. Öğretmenlerin yaklaşık %23 '0 öğrencilerine her türlü soru sorma fırsatı vermediği, görülmüştür. Öğretmenlerin %46 'sı disiplinde mutlaka itaate" inanmaktadırlar. İtaate karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı bir bağlanma söz konusu olmalıdır. Öğretmenlerin %21 'i sürekli anlatım yöntemini uygulamakta, %60 'ı sınıf kurallarını kendilerinin oluşturduğunu belirtmektedir. Bu durum, öğrencilerin ait olma ihtiyaçlarını karşılamamakta ve onların isteklendirmesini olumsuz etkilemektedir.

 

Öğretmenlerin olumlu tutumu öğrencilerin isteklendirmesini, okul ve çalışmaya karşı tutumunu, öğrencinin kendine güvenini etkilemektedir. Öğretmene uzak duran ve onunla iletişime girmeyen öğrencilerle, öğretmenler de daha az iletişim kurmakta ve daha az ilgilenmektedirler. Bu da öğrencinin sınıf içinde pasif olmasına, akademik başarısının dolayısıyla isteklendirmesinin düşmesine yol açmaktadır.

 

Eğer belli bir hareketin yapılışı devamlı olarak ödüllendirilirse, o hareket ödüle bağlı bir refleks haline gelir.  Ödüllendirme; dengeli ve adil olduğu, uygun zaman ve zeminde yapıldığı sürece bir isteklendirme öğesidir.   Buna karşılık sık verilerse kanıksanır ve ödüllendirme olarak görülmez. Okulda öğretmenler övgülerini çoğunlukla birkaç iyi öğrenci için kullanırsa diğer öğrenciler ödül alamamayı cezalandırma olarak algılar ve çalışma için çaba göstermeyi bırakırlar. Ödül, özellikle övgü alışkanlığı, çocuğun isteklendirmesini zayıflatabilir. Çünkü övgüye alışan çocuklar onu önemsemezler. Başarılı öğretmenler yüksek derecede güdüleyici olmalarıyla ünlüdür. Çünkü öğrencilerinde yüksek düzeyde uyarılma oluşturabilmektedirler. Öğrencilerin merak güdüsünü dikkate alan öğretmenler onların uyarılmalarını kolaylaştırmaktadır. Öğrencilerin daha iyi öğrenmelerini isteyen öğretmenler onları merak yönünden güdüleyerek öğrenme ihtiyaçlarının gjderilmesini sağlamalıdırlar. 

 

Yeteneklerle ilgili inançlar hakkında da farklılıklar vardır. Küçük yaştaki çocuklar yetenekleriyle ilgili olarak iyimserdir ve yüksek bir başarı beklentisi içindedirler. Bununla beraber öğretmenlerinin kendi yeteneklerine ilişkin fikirlerinden oldukça etkilenirler. Bu nedenle öğretmenlerin, öğrencilerinin yetenekleriyle ilgili duygu ve düşüncelerini açıklarken oldukça dikkatli olmaları gerekir. Aksi takdirde yetenekleri konusunda yanlış inançlara sahip örgencilerin güdülenmesi oldukça zorlaşır.   

 

Öğrencilerin öğrenme ve derslerle ilgili amaçları onların güdülenme düzeylerini etkilemektedir. Ancak birçok öğrenci etkili amaçları oluşturmayı becerememektedir. Etkili bir amaç kısa vadeli ve özgül olarak öğrenilecek konuyla ilgili olmalıdır. Öğrencilerin derslerle ilgili amaçları, onların güdüleme düzeylerini etkilemektedir. Öğretmenler öğrencilerin amaçlarına bakarak onların güdülenme düzeyleri ve amaçlarının gerçekleşme düzeyleri hakkında değerlendirmeler yapabilirler. İhtiyaç arzulanan veya gerekli olan bazı şeylerin eksikliğidir. Eksiklik algılanan ya da gerçek olabilir. Maslow göre, güdülenmenin temelinde ihtiyaçlar vardır. Maslow, yazdığı bir makalede insan ihtiyaçlarını sırasıyla; Fizyolojik ihtiyaçlar, Güvenlik ihtiyaçları, Sevgi ve aidiyet ihtiyacı, Saygı ihtiyacı, Kendini gerçekleştirme ihtiyacı olmak üzere beş temel kategoride incelemiş, ihtiyaçları hiyerarşik olarak ele almış ve insanın en alttaki ihtiyaçlarını karşılanmasının ardından bir üstteki ihtiyaçlar kategorisine doğru yöneldiğini söylemiştir.

 

Sorumluluk, bireyin kendisini ve çevresini kontrol ederek yönetme ihtiyacıdır. Öğretmen, sorumluluğu öğrenciye kaydırarak karar vermesini sağlayarak özerklik hissini artırabilir. Çocukların başaramayacağı şeyleri onlardan istemek başarılarını artırmak yerine düşürür ve öğrencileri geliştirme yerine onları köstekler. Öğrencilerin okulu sevmesinde, isteyerek öğrenmesinde ve başarılı bir kişilik edinmesinde güdülenmenin önemli bir yeri vardır. Öğrencinin bir işi başarması onun kendisiyle gurur duymasını sağlar. Başarılı olma ile başarısızlıktan kaçınma insanlarda farklı düzeylerde ve şiddette bir arada bulunur. Eğer kişinin bir işi başarma ihtiyacı başarısızlığından kaçınma ihtiyacından daha yüksek ise bütün riskleri göze alıp başarmayı deneyecektir. Başarısızlıktan kaçınma ihtiyacı yüksek olan kişiler, görev sırasında mücadeleden kaçınırlar ve sınav durumunda kaygı yaşarlar.

 

Başarıyı tadan öğrenciler, yeni basarılar arayacaklardır. Başarı, bir çaba karşılığında ulaşılabilir olmalıdır. Bu çaba da öğrenci düzeyinde olmalıdır. Öğrenci, yetenekleri ötesinde zorlanırsa korkup çabadan vazgeçebilir. Ayrıca herkesin zaman zaman başarısız olabileceğinin bilinmesi, başarının koşullara, bireyin dikkatli, özenli çabalarına, bilgi ve deneyimine bağlı olduğunun örneklerle gösterilmesi, başarı güdüsüne destek olur.  Başarı duygusunun verdiği tatminin çok önemli etkileri vardır. Her şeyden önce bireyin kendisiyle duyduğu saygı ve güvenin artmasını sağlar. Ayrıca öğrenme ve gelişme sürecinin devam ettirilmesinde bireylere ihtiyaç duydukları cesareti verir.  Yüksek başarı ihtiyacı olan öğrenci yüksek hedefe odaklanır. Uğraştırıcı ödevler, yüksek not standartları, açık geri bildirimler ve tekrar deneme fırsatları onları motive eder. Aksine başarısızlıktan korkan öğrenci, uğraştırıcı görevlerden uzak durma eğilimi gösterir ve sınavlarda endişe yaşar.

 

Beklenmedik, şaşırtıcı, kuşkulu, çelişen durumlar yaratıp, arama ve bulma merak oluşturulmakla öğrenci güdülenebilir. Bunlar, öğretmenin yaratıcılığına ve ön hazırlığına bağlıdır.  Öğrencinin potansiyel merak duygusunu öğretmen tetikleyebilir. Burada öğretmenin yaratıcılığı, araştırmacı kişiliği, öğrencilerin kişilik özelliklerini bilmesi merak uyandırmada etkili olabilir. Öğrenci yeteneklerini tanımıyorsa, neleri yapabileceği veya nasıl yapabileceği konusunda ön bilgisi yoksa neyi yapması gerektiğini de bilemez. Bu konuda öğretmene düşen öğrencinin kendini, yeteneklerini deneyerek güçlerinin farkına varmasında ve bu güçleri kullanacak alanları tanımasında yardımcı olmaktır. Aksi halde güdülenme yerine öğrenci bir daha girişimde bulunmamayı seçebilir. Organizma, her zaman birçok uyaranla karşı karşıyadır. Ancak organizma, duyusal mekanizmalarla (görsel, işitsel ) alınan bu uyaranların tümüne birden, eşit ölçüde tepkide bulunamaz. Çevresel koşullar ve bireyin içinde bulunduğu psikolojik bağlama göre, uyarıcılara dikkat edilir ve bu uyarıcılar organizma tarafından seçici bir biçimde algılanır.



Bu yazı 133 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Başak gayrimenkul
    Başak gayrimenkul
  • Ben ANADOLUYUM
    Ben ANADOLUYUM
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  • Gökyüzünde bir Türk
    Gökyüzünde bir Türk
  1. Başak gayrimenkul
  2. Ben ANADOLUYUM
  3. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  4. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  5. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  6. Gökyüzünde bir Türk
VİDEO GALERİ
YUKARI