Bugun...


Ali Riza TAHSİNOĞLU


Facebookta Paylaş









MODERN KENT İNSANININ SONSUZLUK ÖZLEMİ
Tarih: 02-11-2019 17:31:00 Güncelleme: 02-11-2019 17:35:00


Her insan yaşam sürecine başlarken, bunu kendi iradesiyle gerçekleştirmiyor.

 

Bireyin yaşamaktan soğuması, yaşamla ilişkisinde belli unsurların hâkim olmasından kaynaklanır. Zamanın bencilleşmesi ve vurdumduymazlığı ile birey, aldanışlar silsilesinin içinde bulur kendini. Bu aldanışlar ve ihtirasların da artmasıyla sınırları zorlayan ancak zorladığı kapılardan geçemeyen birey, çözümsüz sorunlarla baş başa kalır. Nitekim yalnızlığın egemenliği, tüketilen zamanla dengelenir. Bütün bu durumları keşfeden birey, zamanın yakalanamazlığını sorgularken kendini aşamadığı gibi adeta bir girdapta boğulur. Bunda iki yönlü olan modernliğin yok ediciliği ve her yeniliğin eskiyi gömmesi etkin unsurdur.

 

Modern yaşamın kaygıları içinde sadece kalabalıklaşan insan yığınları arasında değil, aynı zamanda nesneler arasında da bunalan bireyin beklentileri de yitip gitmeye yüz tutmuştur. Zira zaman ve birey arasındaki dinamik ilişkinin neticesinde her şey hız kazanmıştır. Zamanın ve yaşam biçimlerinin mekanikleşmesiyle, “mekânın “görünür biçimi”, onun doğasını belirleyen uzaklaşmış ilişkileri örterek saklar. Bu bağlamda bireye göre birey, kendi yaşamının hızına yetişemediği gibi makineleşen dünyaya da tam anlamıyla bir uyum sağlayamaz ve devleşen kentler içinde kendisini ufacık hisseder.

 

Doğayla aracısız iletişim kurmak isteyen ve eskiye özlem duyan birey, vitrinlerin göz kamaştırıcı çekicilikleri ve neon lambalarının geceleri alabildiğine aydınlatmasıyla mutlu olmaz. Modernliğin yeniden üretim amacıyla doğal mekânları tahrip etmesi, bireyin kabullenemediği bir durumdur. Birey, artık zorunlu olarak doğadan koparılmış, modern hapishanelerde yaşamaya mahkûm edilmiş ve zamanın zincirleriyle prangalanmıştır. Kent yaşamında tarım toplumunun yerini artık makineler almıştır. Oysa bireye göre, bütün bu yaşananlara uzak kalan ve dokusunu koruma savaşı veren Anadolu, saatlerle kurgulanmış bir zaman diliminden bağımsız bir biçimde baharı hissetmektedir. Gündelik yaşamın belirlediği koşullarda yaşamak zorunluluğu, bireyi mutsuzlaştırdığı gibi neon lambalarının sahte aydınlatıcılığı da sancı ve sevgi ekseninde bir ikilem oluşturur bireyin yüreğinde. Görünür aydınlıklar aslında geceyi kararttığı gibi çirkinlikleri de sahte ışıklarla ortaya çıkaran sembolik işaretlerdir. Bu işaretler, gerçek sevgileri bireyden uzaklaştırır.

 

21. yüzyılı kabullenmek zorunda olduğunun bilincine varan ama zaman zaman bu yüzyılın dışına çıkmak isteyen birey, yalnızlığını ortadan kaldıracak sevgilere muhtaçtır. İnsanların birbirlerine karsı kayıtsızlığı ve eşyaya endeksli bir yaşamı içselleştirmeleri aslında yaşamı anlamadaki yanılgılarının göstergesidir. Kendisini göz ardı ederek eşyanın baskın gücüyle varlığını kanıtlama çabasındaki modern insan, bu anlamda insanlarla değil eşyalarla kurduğu ilişkiler nispetinde varlığını görünür kılar. Sevgilerini büyütmek isteyen birey, bir taraftan da gündelik ilişkiler arasında yaşamsal sancılar içindedir. Bu tür sahte ilişkiler sairin yalnızlığını büyütür. “Ben zaten bu dünyada tek basınayım, hey/ Bir sevdalı gönül bütün varım” diyen bireyin yalnızlığını tetikleyen unsur, mutsuz yasamıdır. Zira artık sevgileri bulmak, insanın dünyaya indirildiği günden itibaren arzuladığı definelere sahip olması kadar güçleşmiştir.

 

Bireyin yalnızlığını üreten kent olmasa dahi yalnızlığını çirkinleştiren bir bedeldir kent. Bunda kentlerin fiziksel ortamlarının ve bireyi kıskaç altına alan baskınlıklarının etkisi sezilir. Kent insanının maruz kaldığı kaygılar ve korkular, yalnızlık kaynaklıdır. Modern kent yaşamında, eşyanın durmak bilmeyen saldırıları bireyin ruhuna sızar. Bu saldırıların kaçınılmazlığı neticesinde gündelik yaşam sair için bir kâbusa dönüşür. Zira “günlük deneyim, rengini ve kendiliğindenliğini yalnızca bürokrasinin “çelik sağlamlığındaki” kafesinin sınırları içinde sürdürür.”

 

Toplumsal değişmeyi, kentleşme ve kapitalistleşmenin insan ruhunda yarattığı bunalımı, doğadan ve geleneksel yaşam biçiminden kopuşun şokunu, kent insanının yalnızlığını çarpıcı biçimde dile getirir.  kent yaşamının yuttuğu bireyin nesneler dünyasının kargaşası içinde baş edemediği acılarının yansımaları görülür. Birey, bu olguları iyilik, kötülük, sevap, günah, ayıplanma, kınama gibi normlar aracılığıyla anlatır. Ruhsal krize neden olan kent yaşamı ve kent yaşamının bireye dayattığı unsurlar bu anlamda hor görülür. Çünkü bir çemberin içine hapsedilen birey, farkında olmadan bu dar yaşam alanını içselleştirmiştir. Birey, kent yaşamının sadece eşyalarla çepeçevre sarılan yönünden değil aynı zamanda bürokratik yönlerinden de şikâyetçidir. Sonsuz bir mekânda sonsuzlaşma arzusu içinde olan birey, yalnızlık üreten kent yaşamından sıyrılarak hayalî mekânlarda kurgulayacağı mutluluğun ve huzurun izini sürer. Çünkü insan yeryüzünden hoşnut değildir, onu eylemiyle değiştirmeye karar verir, ama onu değiştirirken kendisi de değişir.

 

Yaşam mücadelesi veren insanın kendi olamaması, sosyal denetim mekanizmalarının ve mekanikleşen dünyanın dayatmaları bağlamında ele alınır. Birey, insanın kendi seçtiği bir özgürlüğü ve kendi adına tükettiği bir yasamı inşa etmesini başkaldırının kutsallaştırılmasına bağlar. İnsanın kendi ürettiği bir yalnızlığa mahkûm olmasını toplumsal yaşamın bunaltılarıyla ilintilendirerek ele alan birey, sığınılacak mekânların ve kurtarıcı duyguların izini sürer. Bu noktada da modern insanın yalnızlığı ve sonsuzluk özlemi, dış dünyanın düzenine ve yaptırımlarına karşı “içe çekilme” ve kendi içinde dış dünyaya karsı meydan okuma edimine dönüşür.

 

 



Bu yazı 276 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
    KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  • İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
    İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  • IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
    resim yok
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  1. KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  2. İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  3. IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
  4. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  5. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  6. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
VİDEO GALERİ
YUKARI