Bugun...


Ali Riza TAHSİNOĞLU


Facebookta Paylaş









POPÜLER KÜLTÜR VE EĞİTİM
Tarih: 01-11-2017 00:44:00 Güncelleme: 01-11-2017 00:44:00


Bireyin hayatını dengeli bir şekilde sürdürebilmesi ve içinde yaşadığı topluma sağlıklı bir şekilde uyum sağlayıp, yapıcı bir üye olarak katkıda bulunabilmesi için gerekli davranış örüntüleriyle donanmış olması gerekmektedir. Birey ve toplum açısından çok büyük önem taşıyan bu durum, ancak eğitim yoluyla gerçekleştirilebilir.

 

Bu yönde verilen uğraşlar insanlık tarihi kadar eskidir ve hala da devam etmektedir. Eğitim en genel anlamıyla, insanları belli amaçlara göre yetiştirme sürecidir. Bu süreçten geçen insanın kişiliği farklılaşır. Bu farklılaşma bireyin kazandığı bilgi, beceri, tutum ve değerler yoluyla gerçekleşir. Bireyin yaşamanın tümünü kapsayan bu süreç, insanın içinde yaşadığı toplumdan topluma değişiklik gösterir. Bireyin kişiliği de üyesi olduğu toplumdan tarafından belirlenir ve şekillendirilir. Eğitim kelimesi eski Türkçe’de “terbiye” kelimesi ile ifade edilmekteydi. Toplumda güzel konuşan, ahlaklı, hal ve hareketleri benimsenen kişiye terbiyeli, aksi durumdaki kişiye ise terbiyesiz deniyordu. Görüldüğü üzere eğitim insanın davranışlarının istenen niteliklere dönüştürülmesi şeklinde düşünülmektedir. Eğitim kavramı pek çok eğitimci tarafından farklı şekillerde tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir. “Eğitim, çocukta fiziksel, entelektüel, ahlaki hallerin uyandırılması, geliştirilmesi halleridir.” “Eğitim, bir cemiyette yetişmiş neslin, yetişmekte olan nesiller üzerindeki etkisidir.” “Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı ve istendik değişmeler meydana getirme sürecidir.” “Eğitimi, insanları belli amaçlara göre yetiştirme süreci olarak tanımlanır .” Eğitim kavramının tanımlarını incelediğimizde, kavramın çok değişik şekillerde tanımlandığını görmekteyiz. Bu farklılıklar büyük oranda eğitim kavramının soyut bir kavram olması, kapsamının çok geniş olması, dinamik bir süreci içermesi ve çok farklı teorik temellere dayanmasından kaynaklanmaktadır.

 

Aralarında önemli farklılıklar olmasına rağmen bu tanımların ortak yönü; eğitimin bireyin bilgi, beceri, tutum ve davranışlarında değişiklik meydana getirme süreci olarak ele alınmasıdır. O halde eğitimi genel anlamda tanımlamak gerekirse eğitim, bireye davranış kazandırma sürecidir. Bireyin yaşamının doğumdan ölüme kadar olan sürecini kapsayan eğitim, bir davranış kazandırma mühendisliği olarak, kültürleme ve sosyalleştirme sürecidir. Bu süreç psiko-sosyal bir varlık olan bireyin ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri doğrultusunda ve toplumun ihtiyaçları yönünde bireye davranış değişikliği kazandırmadır. Bu davranış değişiklikleri toplumca arzu edilen özellikleri içerir. Bireyin çocuk, genç ve yetişkin olarak kendi toplumuyla bütünleşmesi, toplum içinde etkin bir birey olması ve yetişmesi sırasında karşılaştığı bilinçli ya da tesadüfî öğrenmeler kültürlenme süreci sonunda gerçekleşir. Eğitimin temel görevlerinden birisi, toplumun kültürel mirasını nesilden nesile aktarmaktır. Dolayısıyla eğitim toplumun kültürel yapısına göre şekillenecek ve toplumun değişmesine ve gelişmesine temel oluşturacaktır. Başka bir ifade ile eğitim sosyal ve kültürel değişimin bir aracı olacaktır.

 

Eğitim ise baştanbaşa bir topluluğun eylemidir. Toplum içinde yaşamanın ve buna bağlı olarak da kişiliğin gelişmesidir. Kültür ve eğitimi, kişiliğin şekillenmesinde maddi ve manevi öğelerin bir toplamı olarak ele aldığımızda, toplumsal düzenin sağlanmasında ve geliştirilmesinde bu iki temel öğenin paralel olarak geliştirilmesi ve gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Özellikle 21.yüzyıl toplumlarına baktığımızda kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında önemli uyumsuzlukların olduğunu görmekteyiz. Popüler kültür, bir toplumda düzen sağlama kültürü değil, bir çatışma, değişim, ilerici bir kültür olarak, bireyin özgürleştirilmesi, umursamazlığı ve duyarsızlığı kültürü olarak egemen sınıfların yeni ideolojik ürünlerinin kültürüdür. Bu yönüyle toplumsal düzenin sağlanması, bu düzenin geliştirilmesi ve toplumun kültürel mirasının genç kuşaklara aktarılması kaygısını taşımadığı söylenebilir.

 

Her ülke, mevcut sosyal yapısını temel özellikleriyle devam ettirmek, toplumun bilimsel ve teknolojik gelişmesini sağlamak ister. Toplumlar hem bilimsel ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak hem de sosyal yapılarını temel özellikleriyle devam ettirebilmek için kültürel değerlerini yetişen nesillerine aktarmak durumundadırlar. Bu da toplumsal bütünleşmeyi ve birleştirmeyi sağlayan önemli bir süreçtir. Oysa popüler kültür benzeşik özellikleri nedeniyle bireyi hem yeni bir kimlik arayışına sürüklemekte hem de toplumsal yabancılaşmaya neden olmaktadır. Yeni bir kimlik arayışına girişen, kendilerine sunulanlarla yetinen birey, bugünkü kültürel yapı içinde dengeli ve sağlıklı bir kişilik geliştiremeyecektir. Popüler kültür afyonu; sormayan, sorgulamayan, açık ve doğru düşünme kararı veremeyen, hoşgörülü, esnek bir kimlik taşımayan, tekdüze bir kimliğe sahip bireyler yetiştirmektedir. Oysa bugünün toplumunun bireyi, aktif, katılımcı, doğru kararlar verebilen, açık, hoşgörülü, soran, sorgulayan, karar verme yeteneği gelişmiş, ekip çalışmalarına katılan, üretken bir birey olmak durumundadır. Bunu sağlamanın en önemli yolu eğitim amaçlarıdır. Eğitim amaçları, bugünün toplumun özelliklerine yeterince yer ve yanıt vermelidir.

 

Popüler kültür, aynı zamanda egemen sınıfa başkaldırı, direniş kültürüdür. Her toplumda egemen kültür anlayışının dışında din, dil, ırk, sınıf, fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı olmayan kişilerce oluşturulan farklılaşmış gruplar vardır. Bütün bu gruplar, egemen kültürün dışında kalmış bu farklılaşmış grupların üyeleri, egemen kültür bireylerinden daha saldırgan ve isyankâr olup, yola gelmez özelliklere sahiptirler. Örneğin ülkemiz açısından baktığımızda gecekondu ve sefalet bölgelerinden gelen ve düzensiz aile yaşantısına sahip çocuklar, bu tür farklılaşmış gruplardan gelen bireylerdir. Bu çocukların eğitimi egemen sınıfın çocuklarının eğitiminden farklılaşmaktadır. Çünkü günümüz eğitim sistemlerinin değerleri bu alt sınıf çocuklarının eğitim değerleri ile aynı değildir. Dolayısıyla bu bireylerin eğitimlerinin sağlanması, toplumsal bütünleşme açısından önemli bir değere sahiptir. İnsanımız, İnsanın yalnızlaşmasının, duyarsızlaşmasının, ayrımcılığın eşitsizliğin ve adaletsizliğin karşısında; hoşgörünün, özgürlüğe olan inancın ve insana duyulan umudun gücü ile direnmeli ve haykırmalıdır.

 

Eğitimle öğretimi birbirine karıştırmadan, ikisinin de önemini kavrayarak gereklerini yerine getirmek gerekmektedir. Öğretim süreci insanlara bilgiyi öğretir. Eğitim ise ulusal yapımızı, gelenek ve göreneklerimizi yaşatarak, inansımızın kişilik yapılarına etki ederek. İyi insan olmalarını hedefler. Nesilleri eğitmeye gayret edenler, sadece ana-babalar, eğitim kurumları değildir. Uluslararası sermaye, medyayı kullanarak, kendi çıkarları doğrultusunda, kültür emperyalizmini moda, gençlik, müzik, film, fast-foot ve etnik köken unsurlarıyla gençlerimize aşılamaya çalışmaktadır. Çağdaş anlayış yutturmacısı ile her türlü sosyal değerlerimize yıkıcı bir şekilde saldırılmakta, basit bir hayat tarzı dayatılmaktadır. Bütün bireylerimizi aldırmaz, vurdumduymaz, her şeye boş ver mantığıyla yaklaşan bir güruh haline getirmeye çabalamaktadır. Ülkemizin en ücra köşelerinde bile yoğun bir şekilde izlenmekte olan bu programlar, emperyalist bir etki ile bizleri esaret altına almıştır. Artık Türkiye’de çağın gerektirdiği bilgi kendisi tarafından üretilmeli, araştırma geliştirme çabalarına önemle yer verilmeli, desteklenmeli, ülkemizden olan üstün beyin göçü yerine, ülkemize doğru olan üstün beyin göçünü sağlayacak çabalara yer verilmelidir. Mevcut bilgilerin geliştirilebilmelerinin bizim kontrolümüzde olabilmeleri için gereksiz festivallere, senfoni orkestralarına, lüks tüketime giden paralar araştırma ve geliştirme için ayrılmalı, bu bir ulusal politika olmalıdır.

 

Bu milletin bireyleri olarak bizlere de önemli görevler düşüyor. Artık bizim de eğitim konusunda, istikbal konusunda kafa yapımızı değiştirmemiz şart. Gelecekte bizim ve çocuklarımızın rahat etmesi için mal mülk biriktirme devri geçti.  Şimdi geçerli akçe, çocuklarımıza iyi bir eğitim vermektir. Bugün birçoğumuz, evimizin güzel mobilyalarla döşenmesini, altımızda iyi bir araba olmasını isteriz. Ama maalesef çocuklarımızın iyi bir eğitim alması konusunda aynı hassasiyeti pek gösteremeyiz. Artık, kız-erkek ayırt etmeden çocuklarımızı okutmak, hepimiz için insani ve ulusal bir görevdir.  Samimi olarak milletimizin yücelmesini istiyorsak, yürüyeceğimiz tek gerçekçi ve kalıcı yol da budur.  Bilgi, günümüzün en gelişmiş silahıdır. Silahını kendi üretemeyen ve başkalarından almak zorunda olan milletler ise gerilemeye mahkûmdur.  

 



Bu yazı 84 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
    resim yok
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  • Gökyüzünde bir Türk
    Gökyüzünde bir Türk
  • Her sene aynı yerde mucize!
    Her sene aynı yerde mucize!
  1. IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
  2. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  3. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  4. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  5. Gökyüzünde bir Türk
  6. Her sene aynı yerde mucize!
VİDEO GALERİ
YUKARI