Bugun...


AYŞE HAZAL BEYTAŞ

facebook-paylas
8 MART KUTLAMA DEĞİL ANMA GÜNÜDÜR.
Tarih: 08-03-2021 12:53:00 Güncelleme: 08-03-2021 12:53:00


8 Mart 1857 de ABD’de uzun çalışma saatlerine ve ağır çalışma koşullarına düşük ücretlere karşı 40 bin tekstil işçisi kadın greve çıkar ancak polisin saldırısına maruz kalarak fabrika binasına hapsedilirler. Faşist sermayenin eli kanlı işbirlikçileri tarafından çıkarılan yangın sonucu 129 kadın yanarak ölür. 

1910 yılında toplanan uluslararası kadınlar konferansı Clara Zetkin’in önerisi üzerine 8 Mart’ın her yıl Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasını kararlaştırır. Bu nedenle de bügün emekçi kadınların anma ve mücadele günüdür. 

Biz kadınlar bugün bütün yaşam alanlarımızı işgal eden faşizmin, şiddetli bir sömürünün, işimiz, aşımız için büyük bir tehdit olan mutfaklarımızı yakıp tutuşturan kocaman bir ekonomik krizin hedefindeyiz.Mücadelemizi sadece yeni haklar elde etmek için değil, kazanılmış haklarımızı korunmak için de veriyoruz. 

Ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler erk olana eşitlikçi politikalar üretmeyi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı, kadına karşı şiddeti önleyici tedbirler almayı zorunlu tutmaktalar iken ne yazık ki bu gün tam tersi bir durumla karşı karşıyayız.

Kadının türbanından tutunarak iktidar kulesine tırmanan  AKP iktidarı, kadın hareketlerinin uzun yıllar boyunca verdiği mücadeleler sonucu elde ettiği birçok kazanımını, çıkarılan kadın düşmanı yasalarla yok saymıştır. Çalışma hayatını düzenlemeyle ilgili torba yasa içinde gizleyerek ve kadın örgütlerinin dikkatinden kaçırarak çıkardığı sözde kadın istihdamı yasası ile düşük ücretli, esnek, yarı zamanlı ve güvencesiz çalışma koşulları dayatılmıştır. Özel istihdam büroları ile kiralık işçilik dayatılmış, yine bu yasa ile kadınlar kısmi süreli güvencesiz ve geçici işlere mahkûm edilmiştir. Bu yasalar doğru okunduğunda içeriğinde net olarak kadına biçilen rol; annelik, eşlik ve görünmez emek olan ev kadınlığı rolü olmuştur

Yine kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüzle ilgili önlemler beklerken; tecavüzcüyü aklayan ve "bir kere değil ömür boyu tecavüz" anlamına gelen bir düzenleme ile çocuğu tecavüzcüsüyle evlendirmeyi uygun gören bir yasayla karşı karşıya kaldık. Biz kadınların ve toplumun duyarlı tüm kesimlerinin tepki ve direnişi sonunda yasa geri çekildi. Kadınların dayanışması sonucunda rafa kaldırılan bu yasadan “tamamen kurtulduk” diye rahat bir nefes alacağız derken, bu sefer önümüzde çekilen yasayı aratmayan "müftülük yasası dediğimiz" yasayı bulduk. 

Kadınlar üzerinden  oyununu bırakmayan İktidar mensupları  Çocuk İstismarını Yasasını dillendirerek adeta kadın örgütleriyle restleşiyorlardı.  Tüm kadın kuruluşlarının kınadığı bu anlayışa karşı biz İzmirli kadınlar yeniden eylem koyarak “Aklınızdan bile geçirmeyin” diyerek İzmir’in sokaklarında sesimizi yükselttik.

Bugünlerde ise Kadına yönelik her türlü şidete karşı adeta koruma kalkanımız olan  Avrupa Konseyi Sözleşmesi diğer adıyla İstanbul Sözleşmesi'ni ortadan kaldırmak istiyorlar. Başta kadın örgütleri,  bazı siyasi partiler olmak üzere toplumun duyarlı kesimlerinden gelen tepkiler sürüyor. 

Emekçi kadınlar ve çalışan ebeveynler için sosyal devletin olmazsa olmazı olan kreş hakkımız iktidar mensuplarının "kreş eken huzur evi biçer” anlayışı ile yok edilmiştir. 
Yine sosyal devletin görevi olması gereken hasta, yaşlı ve çocuk bakımı sadaka cinsinden ücretlerle kadının sırtına yüklenmiştir. 

 


AKP Hükümeti  pandemi sürecini yönetmekte de  sınıfta kalmış, salgının yükü vatandaşın sırtına yüklenmiştir. Birçok sektörde yarı yarıya daralma olmuş, binlerce esnaf kapıya kilit vurmuş oldu. İşsizlik oranları büyük ölçüde artmış,  özellikle güvencesiz, esnek ve düşük ücretli işlerde çalışan kadınlar işsiz kalmış, kaderleriyle başbaşa bırakılmıştır. fiyatlar salgın öncesine nazaran üçe katlanmış, mutfaklarda ocaklar  sönmüştür. “Bugün ne pişirsem güzel olur” diyen kadın artık “bugün ne pişirsem pahalı olmaz” derdine düşmüştür. 

Modern toplumlarda kadını ve erkeği eşitleyen yasalar çıkarılmaya devam edilirken, ülkemizde 19 yıldır iktidarda olan AKP yasalarla kazanılmış haklarımızı kadük etmek, bizi sosyal alanlardan, karar mekanizmalarından uzaklaştırmak, eve hapsetmek, karşı cinse  muhtaç etmek istemektedir. 

Kadın meselesi tamı tamına bir sınıf meselesidir. Sınıf sömürüsü yoğun olarak kadın üzerinden yürütülmektedir. Bizlere biçilen geleneksel rolleri asla kabul etmeyececeğiz. Vahşi kapitalizmin çarkları arasına sıkışan, her türlü cinsel ve sınıfsal sömürüye maruz kalan biz emekçi kadınlar “Dünyayı anlamak yetmez asıl olan onu değiştirmektir” sözünden ilhamla diremnişimizi sürdüreceğiz. Kadının ve erkeğin eşit, özgür, yaşayabileceği bir dünyaya kavuşuncaya kadar . mücadele alanlarını terk etmeyeceğiz. 

Kadınlar olarak biliyoruz ki: “Zincirlerimizden başka kaybedecek başka şeyimiz yok ama önümüzde kazanacağımız koca bir dünya var!” Bunu ilan ediyoruz ve maddi ve manevi dünyanın bütün patronlarına buradan sesleniyoruz:

Sanmayın ki, boyun eğeriz...
 
Bu  ortaçağ zihniyetini yok edene kadar, maruz kaldığımız sosyal ekonomik, psikolojik ve fiziksel sidete karşı Tacize, tecavüze, karşı, savaşa karşı, zulme ve sömürüye karşı, cinsiyet eşitsizliğine karşı küresel sermayenin, faşizmin ve emperyalizmin ülkemizdeki işbirlikçileri ve suç ortaklarının çıkarlarına karşı kadınların güç birliğini ve kadın dayanışmasını büyüterek sağlamlaştıracağız ve  mücadelemizi her koşulda sürdürüp biz kadınlar üzerinde oynanan her türlü kirli oyunu bozacağız. 

Direnen tüm kadınlara selam olsun.



Bu yazı 490 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI