Bugun...


AYŞE HAZAL BEYTAŞ

facebook-paylas
Ecevit'i Fetö İle İlişkilendirmek Fetö'nün Gerçek Siyasi Bağlantılarının Üstünü Örtmekten Başka Birşey Değildir.
Tarih: 05-07-2021 15:19:00 Güncelleme: 05-07-2021 15:19:00


Ükemizin özgün bir siyasi liderini, 4 kez ülkeyi başbakan olarak yönetmiş saygın  devlet adamı Bülent Ecevit'i  birinin adamı olarak nitelemek, kimsenin haddi değildir. 

Ecevit'in siyasi duruşu nettir ve bu duruş 1985 DSP programında en açık ifadesini bulmuştur. Ecevit'in temel anlayışı kamunun yüklenmesi gereken eğitim ve sağlık gibi işlerin özel şahıslara, kurumlara ve çağ dışı olarak nitelediği tarikat ve cemaatlara bırakılmaması yönündedir. 

Eğer ömrü vefa edip iktidar şansını gerçek anlamda yakalamış olsaydı DSP programının açık hükmüne uyarak eğitimdeki birliği mutlak surette gerçekleştirmeye çalışacaktı. Bu çerçeve de cemaat okulları da gündeme gelecek, bu çevrelere DSP programına uygun olarak eğitim, sağlık gibi işlerin özel kişilerin ve cemaatlerin işi olmadığı kanuni düzenlemelerle gösterilecekti.

Nitekim 57 hükümet döneminde kamunun personel ihtiyacını karşılamak için ÖSS sınav sonuçlarının esas alınması cemaatlerin bu arada Fethullah cemaatinin de önünü kesmiştir.

Ecevit'in bu cemaatin eğitim konusunda söylediklerine bakarak Ecevit'in Fetö'nün adamı ilan etmek, bir körün filin kuyruğunu tutarak fili ince uzun birşey olarak tanımlamasından farksızdır.Ama daha da önemlisi gerçeği şu sözde aramaktır. " Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu"

Ecevit' in ölümünden bir süre önce oluşturduğu ulusal uzmanlar grubunun kimlerden oluştuğuna bakın ondan sonra Ecevit'in kimliği üzerinde yorumlar yapın. Ulusal uzmanlar grubunda tek bir fetöcü ya da cemaat mensubu yer almamıştır.

Halbuki AKP ilk Cumhurbaşkanı olarak Aptullah Gül'ü köşke çıkardığında, köşkün ilk muhterem konukları sakallı tarikat ve cemaat şeyhleri olmuştu. Bunların içinde Fethullah cemaati ile ilgili hiç kimsenin olmadığına inanmak aşırı safdillik olurdu. Kaldı ki en resmi ağızdan "ne istediniz de vermedik"  itirafı yapılmıştı. 

Toplumda her düşünceden anlayışın bulunduğunu bilen bir başbakan olarak Ecevit' in bu grubun eğitim faaliyetini olumlu bulması eleştirilebilir ancak bu davranış asla bir aidiyet anlamına gelmez.

Sapla samanı karıştırmayalım. Yakın tarihimizin çok açık gösterdiği gerçek, Ecevit'i n kendi ülkesinin ve halkının dışında hiçbir devletin, mihrakın ya da cemastin adamı olmadığıdır.

FETÖ' ye yakın olan bir siyasetçi bütün dengeleri dikkate alır, din üzerinden toplumun tüm hasaiyetlerini kullandıkları gibi yine mesajını din üzerinden vermiş olurdu. Örneğin asla Türbanıyla meclise giren bir kadın vekile meclis iç tüzüğüne ve anayasaya aykırı olduğu için "burası devlete meydan okunacak yer değildir" diyerek türbanından dolayı tepki göstermez, bu konuda kaybedeceği oyların hesabını yapar, bilakis politik davranarak idare etmeye çalışırdı. 

Hayatının her döneminde halkından hiçbirşeyi saklamamış şefaf, açık ve sade yaşamış olan Ecevit'lerle ilgili en son söylenecek şey bugün terör örgütü olarak kabul ettiğimiz bir örgütle işbirliği içinde olduğudur.

Ecevit'e FETÖ yaftası vurmak, geçmişte FETÖ ile ilişkisi olup, bugün FETÖ ile Ecevit ilişkisi kuran siyasilerin, kendilerini adı dürüstlükle özleşleşmiş Ecevit üzerinden aklamaya çalışmasına çanak tutmaktadır.

Şu hususuda belitmeden geçmeyelim. FETÖ  ile mücadelenin miladını 17/25 Aralık olarak alırsak asla bu örgütü bu ülkeden temizleyemeyiz. Fetö ile Mücadele 17/25 Aralık ötesine yani FETÖ'nün cemeziyüleveline inmek gerekir. Bu yapıldığı takdirde gerçekler gün yüzüne çıkacak, bugün FETÖ'ye şiddetle karşı olan birçok kişinin takkesi düşüp keli görünecektir. 

Ayşe Hazal BEYTAŞ



Bu yazı 1261 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI