Bugun...


DENİZ AYDEMİR - Mali Müşavir


Facebookta Paylaş









DEMOKRASİ NÖBETİNE DEVAM…!!!
Tarih: 08-08-2016 12:09:00 Güncelleme: 08-08-2016 12:09:00


 

Evet güzel kardeşim, başlıktaki emri duydun değil mi? Sabah işe, gece demokrasi nöbetine devam. İkinci bir emre kadar...

Hemen kızıp bu emir nerden çıktı demeyin, sabrınızı kontrol edip aşağıda tarih sırasıyla yazdığım olayları okursanız anlarsınız güzle kardeşim. Hadi başlayalım…

12 Haziran 2007’de İstanbul Ümraniye’de bir gecekonduda çok sayıda el bombası ve C4 plastik patlayıcı ele geçirildi. Olay isimsiz bir ihbar telefonu ile başlamıştı. Soruşturma açıldı, emekli bir astsubay, ev sahibi ve ihbarcı tutuklandı. Sonrasında soruşturma dallandı budaklandı, yüzlerce askere (bir kısmı emekli), gazeteciye, aydına, sanatçıya siyasetçiye uzandı. Çağrılsa hemen gelecek olanlar sabahın köründe evlerinden yaka paça gözaltına alındı, 90 yaşında İlhan Selçuk, kanser tedavisi gören Türkan Saylan onur kırıcı bir şekilde televizyonların canlı yayınlarıyla evlerinde arama yapılarak gözaltına alınıp sorgulandılar. Ve sen güzel kardeşim televizyonun başından bunları alık alık izledin.

“Aden körfezinde görevde bulunan subay, dünyanın öbür ucundan ifade vermeye ayağıyla gelmişken, kaçma şüphesi var diye tutuklandı” ses etmedin,

“Ergenekon Terör Örgütünün askeri kanat sorumlusu diye aranan Yarbay Dönmez, iki gün saklandıktan sonra gelip teslim oldu, “cebinden silah krokileri ve suikast planları çıktı” dediler inandın,

Zir vadisinde 2003 yılında toprağa çeşitli silahlar gömüldüğü iddiasıyla yapılan kazıda 2007 tarihli gazetelere sarılı silahları “elleriyle koymuş gibi” buldular alkışladın,

Bu ülkenin onurlu şerefli subayları, haksız isnatlarla tutuklandı, yargısız infazlar yapıldı, basın yoluyla kişiliklerine saldırıldı, masumiyet karinesi (suçluluğu ispat edilmemiş herkes masumdur) ayaklar altına alındı, aileler toplumda dışlandı, askerlerin çocukları okullarından atıldı, intihar edenler oldu, hapiste kötü muamele sonucu ölenler oldu, sen televizyonun karşısında oturup, sana anlatılan her yalana sorgusuz inanmaya devam ettin.

Dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan “ben bu davasın savcısıyım” dedi, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” dedi, sende koşa koşa sandığa gidip aynı yıl yapılan seçimlerde AKP’ye yüzde 47 oy verdin.

2009 yılında Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla, iki asker tutuklandı, ardından sivil bir hâkim Genelkurmay Başkanlığına ait “Kozmik Oda”ya girip arama yaptı, oradaki belgelerden koli koli fotokopiler alındı. (Anlamını bilmeyenler için “kozmik oda”nın ne olduğunu da anlatmakta fayda var. Bu oda da ; çok gizli askeri yazışmalar ile olası bir savaş,işgal, istila, ya da kalkışma durumunda ordunun yapacağı eylemlerin, planların savaş stratejilerinin yer aldığı odadır. Ve üst düzey komutanlar dışında kimse o odadaki bilgilere erişemez. Askeri birliklerde ne üst düzey koruma tedbiri alınan yerdir.) Yani bu ülkenin bütün askeri sırları ele geçirildi, sen yine güzel kardeşim koşa koşa sandığa gidip 2009 yerel seçimlerinde AKP’ye %39 oy verdin.

Tabi bunları yazarken, arada şunları belirtmekte fayda var;

Bu davalar sürerken bunların komplo olduğunu, kurguların abuk sabuk birçok hata içerdiğini, içine üç beş karanlık adam katılarak birbiriyle ilgisi alakası olmayan, birbirlerinin belki adlarını bile duymamış yüzlerce Atatürkçünün, aydının gerçekte var olmayan bir örgütün üyeleriymiş gibi gösterilmeye

çalışıldığını, bunun bir ihanet, bir kumpas olduğunu kendini yırtarcasına anlatan muhalefetin kuşatılan medya aracılığıyla bizzat iktidar tarafından sesinin kesildiğini;

Bu davaların delillerinin sahte olduğuna dair rapor veren kurumlardaki memurların hükümet tarafından görevden alındığını;

Kumpasçı savcılar tarafından tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edilen kumpas mağdurlarıyla ilgili delilleri yeterli bulmayıp tutuksuz yargılama kararı veren onlarca hâkimin, bizzat Adalet Bakanının başkanlık ettiği HSYK tarafından ya görevden el çektirildikleri ya da tenzili rütbe ile başka şehirlere sürüldüklerini;

Ve bunların tamamının 75 milyon insanın gözünün önünde yapıldığını.

2010 yılında gelindiğinde yeni kumpasın adı Balyoz davasıydı. 2003 yılında 1.Ordu karargahında hazırlandığı iddia edilen bir darbe planı, ABD istihbaratının ve Fetö örgütünün sözcüsü gibi yayın yapan bir gazetede, fetöcü bir gazeteciye bavul içinde geldiği iddia edilen belgelere dayandırılarak haber yapıldı. Ve aynı gün belgeler Beşiktaş adliyesine teslim edildi. Soruşturma kapsamında çok sayıda yüksek rütbeli subay ve general tutuklandı. Yargılama dünya hukuk tarihine geçecek nitelikle hukuksuzluklar arasında sürüp gitti. Evinde otururken evinin arandığını devletin kanalındaki alt yazıdan öğrenen, daha davet edildiği adliye ye gitmeden tutuklandığı son dakika olarak haber kanallarında gösterilenler oldu.

Yapılan ilk savunmalarda iddialar çürütülünce, yeniden arama kararları çıkartıldı ve bir subayın evinde yapılan aramada CD’ler ele geçirildiği iddia edildi. Ele geçen CD’lerden birinde darbe planının bütün ayrıntılarının yer aldığı söyleniyordu. Ancak yapılan aramaya ilişkin video kayıtlarında bir polisin elinde siyah bir poşetle kamera salonu çekerken üst kata çıktığı vitrin aynasından görülüyordu. Daha sonra polisler üst kata arama yapmak için çıkıp kendi koydukları siyah poşeti alıp mahkemeye delil olarak sunmuşlardı.

Buna rağmen yargılama devam etti. Paşalara 16 yıl ile ağırlaştırılmış müebbetler arasında hapis cezaları verildi. Rütbeleri söküldü, aileleri dağıldı, hayatları karardı, korumak ve yaşatmak için gece gündüz demeden, uğruna kelle koltukta mücadele ettikleri ülkeleri onları iftiralarla hapse tıkarken, sen güzel kardeşim 2011 seçimlerinde koşa koşa sandığa gidip AKP’yi yüzde 49.9 ile yeniden ve daha güçlü iktidara taşıdın.

Sıkılmadan okuyacağınızı bilsem, daha “ıslak imza davası” “kafes eylem planı” davası, “ askeri casusluk davası” 3 Temmuz şike davası” gibi bir çok uydurma davanın detaylarını da yazmak isterim ama biliyorum ki onları anlatırken yazının devamını feda etmek zorunda kalacağım.

Neyse gelelim devamına; gözünüzün önünde güzel kardeşim Suriye ile birdenbire düşmanlık güdüldü, “Esat kardeşim”den “katil Esed”e öyle bir hızlı geçiş yaptılar ki kardeşim dersin adam ülkemizi işgale kalkmış. Aslında sadece CIA projesi olan Arap baharında sıra Suriye’ye gelmişti. Bize taşere edildi. Ve milyonlarca insanın, evsiz vatansız kalmasına, on binlerce insanın ölmesine neden olan yanlış Suriye politikaları senin alkışların arasında sürdü güzel kardeşim. Bu gün 3 milyon Suriyeliye vatandaşlık vereceğiz dediklerinde niye kızıyorsun. Onları buraya getiren sensin. Sen, evet bizzat sen. Onca ölümün yıkımın arasında, trafik ışıkları,cami önleri, sokak başları Suriyeli dilencileri ile dolmuşken, güney şehirlerinin demografik yapısı değişmişken koşa koşa sandığa gidip 2014 yerel seçimlerinde 45.6, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde % 52 oy veren sendin.

Oslo görüşmelerini mısırda sağır sultan duydu, İngilizlerin hakemliğinde PKK ile yapılan, kimin kime ne vaat ettiği belli olmayan “çözüm süreci” garabeti her akşam haberlerde ilk sırada verildi kardeşim hiç mi duymadın. Dolmabahçe’de HDP ile yapılan özerklik pazarlığını, Habur’da yaşanan rezilliği, Öcalanın Diyarbakır’da nevroz mesajının yayınlanmasını, PKK’nın hendeklerini, yol kesip kimlik kontrolü yaptıklarını, okul kurup polis eğittiklerini, maliye kurup vergi topladıklarını niye görmezden geldin.

7 Haziran 2015’te %40 verdiğin AKP’ye 4 ayda 600 sivilin öldüğü patlamalar sonucunda 1 Kasım seçimlerinde % 52 oy verdin güzel kardeşim. Çok mu mutlu olmuştun çoluk çocuk bombalarla öldürülürken?

AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt aynen şöyle dedi bir televizyon programında; Biz Fetö Cemaati ve ABD Türkiye’de askeri vesayeti bitirmek için birlikte çalıştık. Yani bütün kumpasları birlikte kurduk dedi, orduya fetöcülerin yerleşmesini biz yaptık dedi. Kozmik odasına biz girdik, askeri sırlarımızın ABD ile ortak çalışan bu fetöcü hainlerin eline geçmesini biz sağladık, hiçbir suçu günahı olmayan insanların hayatlarıyla oynadık, ailelerini dağıttık, mesleklerinden işlerinden ekmeklerin ettik dedi.

Başbakan yardımcısı PKK temsilcilerine, “şehirleri bombalarla doldurduğunuzu” biliyoruz dedi. Eski başbakan Davutoğlu “kanlı örgüt IŞİD için “bunlar terörist değil öfkeden bir araya gelmiş birkaç genç” dedi. Cumhurbaşkanı fetö örgütü için “ne istediler de vermedik” dedi. Bunları benim gibi sen de duydun kardeşim. Şimdi safa yatmakla kurtulamazsın.

Yani güzel kardeşim uzun lafın kısası ;seni 15 Temmuz gecesi “demokrasi” için nöbete çağıranlar yerden göğe kadar haklıydı. Zira 15 Temmuz’un geleceği taa 2007 yılından belliydi ve bu ülkenin bu hale gelmesine sen meydan verdin güzel kardeşim. Nasıl mı ? Sustun, görmezden geldin, “Allah”



Bu yazı 2906 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
    KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  • İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
    İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  • IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
    resim yok
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  1. KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  2. İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  3. IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
  4. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  5. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  6. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
VİDEO GALERİ
YUKARI