Bugun...


Mustafa Küpeli - Serhat Gündem


Facebookta Paylaş









Ünlülerin köyü Kakaç’ta Yoksulluk çiçekleri açmış
Tarih: 03-08-2017 09:37:00 Güncelleme: 03-08-2017 09:37:00


     Baba evlada bir bağ bağışlamış, evlat babaya bir salkım üzüm vermemiş diye meşhur bir söz vardır. Bu sözü şu şekle çevirsek hata etmiş olmayız herhalde, köylerimiz bize bir dünya bağışlamış biz köylerimize bir kuru üzüm çekirdeğini çok görmüşüz.

            Dünyaya geldiğimiz, doğup büyüdüğümüz, suyundan havasından beslenerek hayata karıştığımız köylerimize geri dönüp ne var ne yok diye bakmamak adetten sayılır oldu. Yaşanan sıkıntılı hayatı çocukların bakışlarından bile okuyabileceğiniz, hayvanların bile fukaralıktan nasip alıp kederli ve ruhsuz dolaştıkları köylerin, büyükşehirlerdeki mensuplarının imkan ve makamlarının büyüklüğünü düşündükçe, bir gazeteci olarak, bir şarkıda geçtiği gibi “batsın bu dünya” demekten insan kendini alamıyor.  

            Festival dolayısıyla ziyaret ettiğimiz Kars İli Arpaçay İlçesi Kakaç Köyünde  yokuş yukarı yürürken bir kadın “gel oğlum gel, sen gazetecisin, sana çok önemli şeyler anlatayım” diye seslendi. Bu köy sahipsiz, yolu yok, okulu yok, hoca evi yok, minare  yok, mezarlığın duvarı yok. Sınırda yaşıyoruz, dikili bir bayrağımız bile yok. Türk köyü mü, Ermeni köyü mü gören karıştırır. 

            Köyün yukarısında 2 oyla muhtarlığı kaybetmiş Ayfer Çapan seslendi Gazeteci  gazeteci! Erkekler bu köyü yönetemiyor kadın eli değmeden bu köy adam olmaz” diye dertlerini dökmeye başladı.

            Bu köye on beş yirmi yılda bir gazeteciye zor denk gelebileceğini bilmenin de etkisi vardı bu dertleşmede. Kakaç'ın tepesine çıkarken biri daha tedirgin adımlarla yanıma yaklaştı ve bana bir şeyler anlatmaya başladı. “Bu köyün meralarının paraları çar çur ediliyor. Muhtar devletin yaptığı suya sahip çıkıyor. Suyun dışında bu köye hizmet konusunda bir çivi çakan olduysa aha kerpeten vereyim gelsin çıkarsın götürsün” diye serzenişte bulundu.

            Kuzu Tepesinden Kakaç Köyünün resimlerini çekerken yanıma biri başkası daha yaklaştı ve şunları söyledi: “Ay Gardaş! Muhtar ve azalar senin  yanına niye gelmiyor biliyor musun? Yaptıkları bir hizmet olmadığı için, sana anlatacakları da bir şeyleri olmadığı için gelmiyorlar, hoş geldin bile diyemiyorlar.  Ama gece iki koyun kestiler, kime kestiklerini inlarsın.Konuştuklarımız  aramızda kalsın, yoksa bana zulüm ederler.  Köyde bir tek dolmuş var o da muhtarın. Eğer sana dediklerimi duyarsa  beni bir daha arabasına bindirmez. Bu yüzden Köylü korkusundan konuşamaz. Bu köyde sorun çok. Hoca evi için çimento alındı, kimse ilgilenmedi, çimentolar taşlaştı,  diğer malzemelerin akıbeti beli değil” deyince üzüntümü bir kat daha arttırdı.

            Bir ara  yanıma  bir çoban geldi.  Ona “Kakaç” kelimesinin anlamını sordum. Kuru ot demekmiş. Ben oradayken aylardan Temmuz olduğu için her taraf yemyeşildi. Otlar kuru değildi ama anlaşılan bu köyün kaderi yeşermemişti, solmuştu.

            Kakaç'ın yamaçlarından Kuzu Tepesine baktım. Kayalıkların arasında yoksulluk  ve çaresizlik çiçekleri açmıştı.  Kakaç Köyünü çıkarken yanıma yaklaşan bir teyze; “Ay gazeteci  gitme dur, bu meret Kakaç'ın yolu benim ciğer paremi  elimden aldı” dedi. Köyde kime denk gelseniz bir derdi, bir hikayesi vardı. İki gözü iki çeşmeydi. Ağlayarak ağıt yakmaya başladı. " Ocağı sönsün,  yurdu yuvası yıkılsın, sebep olanın ocağı sönsün"  diye ağıt yakıyordu. Anlatacağı şeyi boğazı ağlamaktan düğümlenince anlatamadı. Yanımda Kakaç Derneğinin Kurucu Başkanı Erol Kırım vardı. Teyzenin niye ağladığımı ona sordum. Niye ağlıyor, kime beddua ediyor, dedim. Kırım olayı anlatmaya başladı: “Bu teyzenin oğlu Bidal  üniversite öğrencisiydi.  İstanbul'da okudu, kış ayında annesini ziyarete gelmişti. Hastalandı. Yollar kapalı olduğu için at kızağıyla hastaneye götürülürken  Sarı Yokuş’ta kızak battı. Oğlu kızakta can verdi. Teyze o gün bugündür  her sabah kalkar ağıt yakar, oğlumun ölümüne sebep olanların ocağı sönsün diye ağıt yakar.” Kadın gözyaşları arasında, birkaç cümle ekleyebildi: “Bu köyün sahibi yoktur. Köy yolunda gençler  ölmeyecek, gençler okuyacaklar, büyük adam olacaklar ve bu köyün yolunu onlar yapacaklar. Köyümüzün İstanbul'daki gençlerine selam söyle” diyebildi.  Köyü çıkarken de bir grup kadınla karşılaştım “Onlar da ay gazeteci gardaş. Bu köyün derneği  bile hesap sormadı ama biz bu köyün gençlerine güveniyoruz” dediler. 

            Köye sahip çıkması gereken önemli isimler var: Başta Esenyurt Kurucu Belediye Başkanı Dr.Gürbüz Çapan olmak üzere, Prof. Dr. Zihni Papakçı, İstanbul Opera ve Balesi Müdürü Tarık Çakar, Beyin ev Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erol Taşdemiroğlu, Güneş ve Solar Enerji Uzmanı Ersoy Taşdemiroğlu, ABD Pentagon Üyesi Selver Taşdemiroğlu ve diğer sözü sazı dinlenen, eli oraya uzanabilen, Kakaç köyünün kara talihini düze çıkarma gücü ve imkanı olabilen herkesin bireyler yapması lazımdır.  Unutmayalım ki, bizi büyütenlerin küçülmesi, nihayetinde bizi de küçültür.

Mustafa KÜPELİ

mustafakupeli36@gmail.com



Bu yazı 303 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Başak gayrimenkul
    Başak gayrimenkul
  • Ben ANADOLUYUM
    Ben ANADOLUYUM
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  • Gökyüzünde bir Türk
    Gökyüzünde bir Türk
  1. Başak gayrimenkul
  2. Ben ANADOLUYUM
  3. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  4. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  5. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  6. Gökyüzünde bir Türk
VİDEO GALERİ
YUKARI