Bugun...


Neşe DOSTER


Facebookta Paylaş









DOSTLUKLA İLGİLİ ÖZLÜ SÖZLER
Tarih: 04-12-2017 11:14:00 Güncelleme: 04-12-2017 11:14:00


Özlediğim, değer verdiğim, aynı duyguları paylaştığım sizlere teşekkür etmek için bu kez yazmayı seçtim…

Düşünüyorum da;

Dostluğu bazı süreçler inşa eder.

Bazı dar boğazlar insanların kumaşını hissetme fırsatı yaratır.

Durumdan vazife çıkarmak, fırsatları değerlendirmek de herkesin harcı değildir.

 

Düşünüyorum da;

 

Bizim kuşak krizsiz, felaketsiz, yıkımsız, kayıpsız ve acısız gün görmediği için, bizler birbirimizi daha iyi anlıyoruz.

Bazı zaman dilimlerinde yokluğu, yoksulluğu paylaşıp bölüştüğümüz için birbirimize daha çok arka çıkıyoruz.

 

Bu girişten sonra gelişmeye gelirsem şunu söylemek isterim!

Güzel yürekli insanları bulmak da, biriktirmek de zor.

Sizlerin değeri her koşulda sergilediğiniz insanlığınızdır benim için…

Bu arada hele de ülkemizin son yıllarında insanlıktan umudum yok ama sizler gibi arkadaşlarım var! Ve bu dostluk yaşamı anlamlı kılmama yetiyor.

Düşünüyorum da;

 

Buluşmalarımızda ki - artık sayısını unuttum! Ancak Sevgi hanımın herkesi organize eden emeğini, çabasını, bu işin mimarı oluşunu unutmadım! Gün geldi kahkahalarla güldük, gün oldu duygulandık, ama hep koşarak geldik ve hiç ayağımızı sürüklemedik.

 

Bana yüreği kadar evinin, sofrasının, cüzdanının kapılarını da sonuna kadar açan ve ailemden biri haline gelen Sevgili Dostlarım!

 

Bana göre bu dostluk tüm dar boğazlardan başarıyla geçmiş, tüm sınavlardan geçerli not almıştır…

 

O nedenle hepinize- herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor, sizleri hayatımdaki en’ler listesinin başına koyuyor ve hepinize ağız ve gönül dolusu teşekkürlerimi sunuyorum…

 

Nice sağlıklı buluşmalara diyerek ve içtenlikle dileyerek…

 

Dostluk yazısı 2

 

Mesleğimin ya da kimliğin mi demeliydim! Bana kattığı en önemli şey, arkadaş ve dost çevrem oldu. Her yaştan, her cinsten ve farklı disiplinlerden gelen! Bazılarıyla gülüp eğlendik, bazılarıyla seyahatlere çıkıp gezdik, bazılarıyla bilimsel ya da politik sohbetlere daldık.

 

Şanslıydım, hayat karşıma hep iyi insanlar çıkardı.

Bazen yarı yolda bırakıldım, bazen ve yoktan yere yanlış anlaşıldım, bazen de istemeyerek ilişkimi kestim.

Şanssızdım, bazılarını çok erken kaybettim,  erkenden çekip- göçüp gidenler oldu.

Bazılarıyla yazıştım, bazılarının arkasından yazmak zorunda kaldım.

Yüzünde hep aynı gülümser ve iyimser ifadeyle dolaşanlar oldu.

İlginç fikirleri hiç bitmeyenler ve onları paylaşanlar oldu.

Organizasyon ve cömertlikte sınır ve rakip tanımayanlar oldu.

Yemekte kimse eline su dökemezdi.

Onlar gidince biz kaldık ama eksik ve yarım kaldık. Neşeli bir arkadaş, sevgi dolu bir yürek, aziz bir hemşeri ve sabırlı bir arkadaştı.

Artık aramızda değil. Hayatının anlamı olan kızına, çalışma arkadaşlarına, sevenlerine geçmiş olsun. Onu hiç unutmayacağım, onu hiç unutmayacağız.

 

Senin kalbinde ne varsa benim kalbimde de aynısı var. Aynı boğuntu, aynı mutsuzluk, aynı umutsuzluk!

 

Ağaçların yeşerdiği, kalbimizin üstündeki yumruğun yerini sevincin ve umudun aldığı günlerde görüşmek üzere…

 

Bana bir mektup geldi içinden sen çıktın. Seni yüreğinden öpüyorum.

 

Yaşamayı çok seven, en karanlık ortamda bile gülen, her şeye rağmen yaşama sarılan, baktığı her yerde dostluğu gören, her müziğe eşlik eden, vurguyla, içtenlikle coşkuyla konuşan anlatan biriydi. Becerdiğim beceremedim pek çok şey var hayatta. Bildiğim şu ki her gidenle parça parça eksiliyor, azalıyor ve yoksullaşıyoruz.

Ondan hayata dair, insan olmaya dair, insan kalmaya dair çok şey öğrendim.

 

Tanıyan bakışlarını, gülen gözlerini, yüreklendiren sözlerini unutmayacağım

 

Onun doğup büyüdüğü topraklarda onu konuşmak, onu düşünmek onu ve yaptıklarını düşlemek bana çok iyi geldi.

 

Bu güçlü bağ için daha mektubumun başında sana teşekkür ediyorum.

Her zorlu kapıda aklıma sen geldin, önce zihnimi açtın, sonra yolumu aydınlattın. Hem öğrenir hem çok eğlenirdim yanında. İyi ki öğrenmişim, iyi ki öğretmişsin.

Hocama sevgi, saygı ve şimdiden özlem duygularıyla

Seni ilk gördüğümde sımsıkı sarılarak döne döne öpeceğim bilesin.

 

Bu yazı içimde kaldı. Kaldığı yerden devam ediyorum.

 

Oysa bizim bilgimiz, şarkımız var. Sevgimiz var, rüyamız var. Gökyüzü içimizde bizim verdiğimiz sözler yüreğimizde bizim.

 

Öyle bir buruk sevinç ki nereye başım çevirsem ki damla yaşla bakıyorum ve bazı şeyleri söylemeyi de senin çıkmana saklıyorum.

 

Mektuplaşmadan kitap almaya, alışverişten ziyarete, ihtiyaç listesinden özlemi gidermeye böyle eziyetli bir dönem görmedim. İster korku, ister itaat, ister hile hurda kaynaklı olsun güz kendi devamını sağlamada muazzam başarılı. Hayranlık duymamak mümkün değil.

 

Onun ferahlık veren gülümsemişini, onun mesleğe adım attığı anı, onunu ağır başlı izahatlarını, onun cesur çabalarını. Hatırlayacak çok şey var ama temkin başa bela!

 

Dostluk dediğin gözünün dilinden anlayandır. Tökezlediğinde tutup kaldırandır. Kendini iyi bak bir daha hiçbir ana doğuramaz seni diyor Ahmet Arif

 

Benim için dostlar, hayatıma dokunmuş, yoldaşım olmuş kardeşim olmuş, dertte, tasada, keyifte kahkahada ortağım olmuş, bilgilerimi paylaşmış olanlardır. Gönlümdeki yeri bir dar olanlar vardır bir sınırsız olanlar. Sen başköşelerdesin unutma. Seni anmadığım gün yok…

Haberi aldım içimi koca bir ah kapladı

Ülkenin farklı kültürleri biraz daha öksüz kaldı

Seni ABD’de tanıdık ve sevdik. Birlikte çalıştık, yazdık, ürettik, ağladık, güldük. Dostluğun için binlerce teşekkür…

 

Sevgili dostum!

Unutma bir deniz fenerinin inatçı ışığı gibi bütün okurların her an aklındasın. Ya sabır!

 

Sevgi dolu yumuşaklığın ve güzel yüreğinle seni her daim anacağım seni yüreğimizde bıraktığın boşluğun sızısıyla. Ailene dayanma gücü ve sabır dileyerek…

 

KADINLAR İÇİN ÇYDD

Öncü kişiliğin için sana teşekkür ediyorum. Kadınlar adına senden sonra gelenlere ve gelecek olanlara açtığın sayısız yollar için sana teşekkür ediyorum. Kadın haklarına, kadının eşitliğine, kadın sorunlarına, sağladığın önemli katkı için, buna akademik bir sorumluluk kattığın için aydın kişiliğinle bütünlediğin için sana teşekkür ediyorum. Azmin, için, çalışkanlığın için, girişimciliğin için, yaratıcılığın, direncin için sana teşekkür ediyorum. Bütün bunları güler yüzle, tatlı dille, gözlerindeki ışığı hiç eksiltmeden gerçekleştirdiğin için sana teşekkür ediyorum.

 

Unutma sakın. Sana her zaman gereksinim duyacağız ve seni hep anacağız…

 

Size engin bir gönül borcunun ve borcumuzun olduğunu biliyorum. Herkese bu kadar candan bir sevgi ve saygı nasip olmaz. Tanıdığım, tanışamadığım herkese sevgiler.

 

O çok güzel bir kadın, günümüz Türkiye’si için çok önemli mesajları var. Boyu posu, gözleri ağzı gülümsemişi sesi yeteneği müthiş. Ama hele de içi gerçek ve sahici olan yüreği.

 

O karanlık hücrede tutuklu da olsan, sana kitap verilmese de sen aramızdasın. Kitaplarlasın, panelden panele, söyleşiden söyleşiye, fuardan fuara koşturup duruyorsun. Kim demiş kitaplardan uzaksın diye! Kim demiş içerdesin diye! Sen bizimlesin….

 

Bir cumhuriyet değeri ve bir cumhuriyet yazarıydı. Geride dev bir miras bıraktı. Çevirileri, baş döndürücü eserleri ve yazılarıyla yeri doldurulmayacak bir hazineydi. Bıraktığı boşluk çok büyü!. Yazmaya kalksam tüm sayfaları onu anlatmaya yetmez. Dil sihirbazı saydığım kültür birikimiyle, dünya görüşüyle, yaşamdan beslenen, edebiyatı seven herkes ondan çok şey öğrendi…

 

Hep ama hep gülümseyen bir yüz. Gülünce daha da güzelleşen genç ve çocuksu gözler. Gülümsemişi ve sevecenliği bulaşıcı ve geçici olan bir yürek!

 

Hesabını tutamadığımız ve hesabını veremediğimiz her kıyımın ardından boşluğa mektuplar yazıyoruz sanki. Giden gidiyor ve biz eksiliyoruz. Moral veren, gülümseten, anı paylaşarak kasveti dağıtan, herhangi bir yazara, şaire ilişkin bildiklerini paylaşan, dayanamayıp türkü mırıldanan, bakışları yüce gönüllü, kendisi alçak gönüllü, başı dik dostum. Seni hep anacağız böyle olacak kesinlikle anma düzeyimiz…

 

Bazen didiştiğim, bazen çekiştiğim, bazen içimi döktüğüm, kendimi iyi hissetmediğimde ilk başvurduğum dostum. Neyi unutamıyorum biliyor musun? “Oğlanlar askere gidiyor, doğum ziyaretine gelip ve altın takacaktın?” deyişini…

Herkes sizi çok özledi bilesiniz. O kadar çok şey var ki hatırlanacak, konuşacak hadi gel artık nerde kalkmıştık diyelim! Engin bir gönül borcuyla selamlıyorum seni…

 

Şimdi sana kalkıp da gönül adamı mı desem? Kalem efendisi, İstanbul beyefendisi mi desem? İnce sazdan, yanık türkülerden, insanın hasından şaşmayan- sapmayan, her yere koşan, gönül alan, örnek alınan ülkeden dünyaya açılan ve dost biriktiren hep iyi, hep güzel hep haklı olan mı desem?

 

İnsanın yüreğini ısıtan, gözlerinin içi gülen, alçakgönüllülüğün, sevecenliğin, zarafetin ve kibarlığın ne olduğunu bilen, rol model olan, sadece ben diyenlerin dünyasında biz diyebilen, bir gerçek aydındı o.

 

Her kim olursa olsun odaya biri girdiğinde hafiften ayağa kalkarak selamlayan, yol veren, gözlerinin içine bakarak gülümseyen, bilgeliğin ötesinde, günümüzde giderek örnekleri azalan bir yaşam çimine sahip olan, felsefe. Kültür, insan sevgisini yücelten ve harmanlayan, günümüzün yükselen değerleri yerine toplumcu bakış açısını içselleştiren biriydi o.

 

Yüzünde bir yakın dost tebessümü vardı. Çok derin manalar ifade eden bakışlarla baktı.

 

O aramışsa mutlaka ortada acele müdahale edilmesi gereken yaralı bir parmak vardır. Bu parmağın sahibinin kim olduğu önemli değildir. Merhem olmak önemlidir o anda ve acilen…

Lütfen oralarda o narin bedenini sağlam tut lazımsın bize.

Sıcacık mektuplarını alıyorum, tıpkı senin gibi, sen onlara değmişsin, onlar bize değiyor. Sen içerdeyken mevsimler hızla değişiyor, kirazı kaçırdık ayvaya yetiş bi çocuk. Sen çıkınca daha iyi olacağız söz…

 

Bazen azar, bazen alay, bazen küçümseme, bezen de daha da ağır yanıtlar geliyor.

Ne kadar erken ve haksız bir gidiş bu böyle. Sayısız ödülleriyle, güzel yüzüyle, bitip tükenmez bilmeyen çalışma azmi alçakgönüllü kişiliği ve her daim güler yüzüyle gönülleri fetheden bir dost daha gitti..

 

Onun sınıfı olmayan doğal bir asaleti vardı. Onun İÇ VE DIŞ GÜZELİLiĞİNİ UNUTMAYAÇAĞIM.

Nezaketiniz, şefkatiniz, sevginiz, ilginiz bu yolculuğu kolaylaştırdı desem

 

Gazi harp tarihine geçen en parlak stratejisttir. Anlatma kabiliyeti kuvvetli tarihçilerden pek azında bulunacak bir meziyettir.

Hocan, dostun ve arkadaşın…

 

Seni kedilerinden söz ettiğin kahve fallarımızı üstesinden geldiğin ağır işlerdeki tevazunu, biriktirdiğin dostlarından söz ederken gözlerindeki pırıltıyı özledim. Hele de bu saçma sapan gündemlerle bizleri meşgul edenlerin bize zor şeyler yaşatanların, sadece içimizi değil, dünyamızı da çürütenlerin bunca yoğun olduğunu görünce…

 

Şimdi senden ders alarak diyorum ki; meğer metanet …demekmiş. Sabır,…demekmiş alicenaplık, abilik ablalık, … demekmiş…

 

Sanat, siyaset, muhabbet dünyasındaki yüreğin, sesin kahkahaların gönül gözümüzde kalacak ve bizden ayrılmayacaksın. Yaşamına dokunduğun herkeste güzel anılar bırakan, heybetli yürüyüşün, her zaman gülen gözlerin, sesiz ve dokunaklı konuşman, sıcacık yüreğinle hep bizimle olacaksın içimizde olacaksın yolun ışık olsun.

 

Neşeli ve bol kahkahalı dostlardan biriydi. Soğuk kış günlerinde içi ısıtan. Aslında adını koymak gerekirse; onunu farklı hallerine tanıklık ettim yıllar boyu. Okul sıralarında koşarken, seyahatlerde koşuştururken, kürsülerde konuşurken, davetlerde döktürürken de gördüm. Ne zaman gözüne baksam mizacına sinen çocukluğunu da gördüm. Hiçbir kafese sığmayan özgür ruhunu da. Önce şunu söylemek isterim o katıksız ve ödünsüz bir dost ve yol arkadaşıdır…

Dostluğuyla, içtenliğiyle. Sağlam bilgisiyle, yüksek dağları inleten, engin kıyalara uzanan, kalabalıkları etkileyen sesiyle, sanatsal derinliğiyle, muzip gülüşüyle yüreğim yerleşen dostumla sonradan yollarımız ayrıldı. Ben İstanbul’a geldim o Ankara’da kaldı. Araya yıllar girdi, yollar girdi, hayat girdi, eşlerimiz işlerimiz girdi, hayatın acı şakaları girdi. Dostluğumuz hep baki kaldı…

İnsanların bir kan kardeşliği vardır bir de can kardeşliği ana ayarı baba ayır öz kardeşlik derler adına. Kan kardeşlerinizle birlikte üzülmüş, beraber sevinmiş, bir arada büyümüşünüzdür ama can kardeşliği vazgeçilmez dostluğun taçlandırılmasıdır. Örneğin benim kapım sık sık çalar, açtığımda karşımda ye çiçekçi vardır, ya da en sevdiğim pastanenin kocaman kutuları. Yollayan hep bellidir ve aynı adrestir, şaşkınlıkla açtığım kapıdan hep çıkar ve şaşırtmaz beni…

 

Arkadaşlarıma!

Hanginizi dana önce tanıdım acaba? Hanginizi daha çok sevdim acaba? Sağlıkta aradığım Elif’i mi, İçim dökmek isteyince koştuğum Sevinci mi, moda söz konusu olunca koşturduğum Aslı’yı mı, esprileriyle beni her daim güldüren Nilay’ı mı? Her toplantıdan önce ne giysem diye başının etini yediğim Duyguyu mu? Hepinizi deyip noktayı koysam olur mu?

Gönül adımı mı, İstanbul hanımefendisi mi? İnci gülüşlü, içten bakışlı gönül alan, yürek açan, iç ısıtan, şaşmayan, sapmayan batıdan doğuya anlatan iyi güzel haklı olan seni mi?

İnsanın yüreğin ısıtan, gözlerini içi gülen, alçakgönüllü, sevecen, nazik, zarif insan ilişkileri güçlü dedirten her kim olursa olsun odaya biri girdiğinde hafiften ayağa kalkarak selamlayan, gözlerinin içine bakarak gülümseyen, insan sevgisini değerini yücelten ego nedir bilmeyen sadece ben diyenlerin arttığı dönemde biz diyen dostum benim.

Hesabını tutamadığımız hesabını veremediğimiz her kıyımın ardından, eskileri okuyan, yenileri tanıyan, türküyle kasveti dağıtan, bakışları yüce gönüllü, kendisi alçak gönüllü, duruşu dik başı dik dostum benim.

 

O kadar çok şey var ki hatırlanacak, konuşacak, paylaşacak şey var ki; özlem var, isyan var, yanıtını veremediğim- bulamadığım sorular var.

 

Köylünün harmanını, işçinin emeğini, memurun masasını, kadının mutfağını, öğrencisinin sınavını düşünen dertlenen! Adı hasretti, acıydı, düş kırıklığıydı.

 

Üç sözcükle anlat derseniz! Kararlı, direngen, çalışkan derim. 4 sözcüğe çıkarırsanız; sakin, sabırlı, dikkatli, gözlemci derim.. üç yazıda 5 yazıda onu anlat derseniz anlatamam. Usulca derdimi anlatamam ama sık sık gözümü silmek zorunda kalırım.

Vitrine çıkmayan, trübünlere oynamayan, üretmeyi- paylaşımı çok seven, düşünen, yazan, anlatan, kendine paye vermeyen, elindekini bölüşen, biri derim.

Yan yana geldiğimizde sevinçle ağlayıp, güldüğümüz biri derim. Öğretmenlerin yetersizliği, yöneticilerin bilinçsizliği, velilerin kabalığı, arkadaşlarının acımasızlığı yüzünden içi kapanan çocukların elinden tutan biri derim.



Bu yazı 10381 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
    KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  • İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
    İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  • IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
    resim yok
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  1. KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  2. İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  3. IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
  4. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  5. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  6. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
VİDEO GALERİ
YUKARI