bahis siteleri canli bahis
Bugun...


Selçuk ŞİRİN

facebook-paylas
Çirkin elmanın hikâyesi
Tarih: 24-10-2017 09:52:00 Güncelleme: 26-01-2020 19:47:00


Bu yazıyı Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak için geldiğim Seattle’dan yazıyorum.

Bir zamanlar Macintosh elması ile meşhur bu bölge, daha sonra sırasıyla Boeing, Microsoft, Starbucks ve Amazon gibi markalarıyla biliniyor. Tarımdan sanayiye, oradan bilgi teknolojilerine ve son olarak da Sanayi 4.0 dediğimiz yeni ekonomiye geçişin en başarılı örneklerinden birini Seattle’da görmek mümkün. Amerika’daki pek çok eyalet ekonomik çöküntü yaşarken, Silikon Vadisi’nden kilometrelerce uzakta, yağmuru ve kapalı havası ile bilinen bu bölge bir ekosistemin nasıl topyekûn kalkınma hikâyesi yazılabileceğine de güzel bir örnek.

 

YA ÜRETECEĞİZ YA BORÇLANACAĞIZ!

Herhangi bir ekonomiyi kalkındırmanın iki yolu var. Ya kaynaklarınızı akılcı bir şekilde kullanıp katma değeri yüksek üretime geçeceksiniz ya da dışarıdan borç alarak kalkınmanızı finanse edeceksiniz. Biz Cumhuriyet’in ilk döneminde ilk yolu tercih ettik. Tarımdan sanayiye geçişin ilk adımları o yıllarda atıldı. Sonradan özelleştirilen pek çok sanayi tesisinin temeli de o döneme dayanıyor. Ancak daha sonraki yıllarda, global sermayenin yatırım ihtiyacının artmasıyla birlikte bizim gibi ülkelerde de dışarıdan borç parayla daha hızlı kalkınma formülü devreye girdi. Son yıllarda düşük maliyetli fonların bolluğundan dolayı bu denklemi pek sorgulama ihtiyacı duymadık ama şu an içinde bulunduğumuz mali tablo karşısında, yeniden temel soruyu sormamız gerekiyor: Acaba Türkiye kendi kaynaklarıyla kalkınabilir mi?

KENDİ KAYNAĞIMIZLA KALKINABİLİR MİYİZ?

Kendi kaynağımız olarak göreceğimiz iki temel sektör var: Tarım ve turizm. Bu iki kaynağı iyi kullanıp buradan elde edilen finansmanı katma değeri yüksek yeni yatırım alanlarına, mesela Sanayi 4.0 dediğimiz yeni teknolojilere yatırmamız gerekiyor. Tıpkı Seattle’da tarımdan gelen kaynağın zamanla imalat sanayisine ve oradan da yeni ekonomiye kaydığı gibi bizim de yeni ve daha verimli üretim alanlarına kaynak aktarmamız gerekiyor. Biz transformasyonu başarıyla gerçekleştiremedik. Daha önce bu köşede tarımda fındık üzerinden, heba ettiğimiz marka yaratma fırsatını, turizmde inşaat ve çevreye duyarsızlıkla kaybettiğimiz kaynakları yazmıştım, o nedenle bugün isterseniz elma üzerinden derdimi anlatayım. Seattle’da olduğum için buradan bir hikâyeyle tarımda katma değer nasıl yaratılır sorusuna bir örnek vereyim. 



Bu yazı 712 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
YAZARLAR
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI